Türkistan’da Araplara Bakış

15 Haziran-25 Ağustos tarihleri arasında Irak’tan başlayarak İran, Pakistan, Afganistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ı dolaştım. Irak ve Afganistan’da güvenlik gerekçesiyle sadece otobüs kullanırken diğer ülkelerde otostopla seyahat ettim. Ama çok yorgun olduğum zamanlarda da trene bindim. Bu gezinin amacı Türk dünyasını yakından tanımak ve görmek, neticesinde ise bir kitap hazırlamaktı.

Bilindiği gibi Türkiye uzun süredir Suriyeli sığınmacılar konusunu tartışıyor. Türkiye’nin siyasi karar alıcıları ve destekçileri Suriyelilerin Türkiye’de kalmasını ve onların Hz. Muhammed gibi hicret ettiklerini dile getiriyor. Diğer kesim ise Suriyeli sığınmacıların Türk kültürüne ve geleceğine zarar verdiğini, bazı sığınmacıların toplumun huzurunu bozduğunu, Suriyelilerin boşalttığı yerlere PKK/PYD’lilerin yerleştirildiği ve Suriye’de demografik yapı bozularak sözde bir Kürdistan devleti kurulmaya çalışıldığını dile getirerek bu insanların ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğini savunuyor.

Irak, Suriye ve Arap yarımadasında yaşayan insanlar farklı etnik kökene sahip olsa da Arap kültürünün ve dilinin İslamiyet’i kullanarak birçok toplumu etkilemesi nedeniyle yazıda Arap kelimesi kullanılacaktır. Türkistanlılar, Araplara nasıl bakmaktadır? Bu yazı gezi sırasında Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Azerbaycan’da insanlara soruduğum “Araplar hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna verilen cevaplar üzerinden şekillenmiştir.

Özbekistan; aslında bu sorunun kafamda canlandığı ilk yer oldu. Bir hostelde kalırken bazı Arap turistler ile Özbek gençler arasında sürekli tartışmalar yaşanıyordu. Özbek Türk’ü bir genç “Bunlarda kültür yok. Biraz paraları var diye gelip bizi küçük görüyorlar. Bizim hükümet vize de kolaylık sağladıktan sonra istedikleri gibi gelip saygısızlık yapıyorlar.” dedi. Yine Özbekistan’da konuştuğum dini değerleri yüksek bir genç “Onlar da Müslüman ve ben gelmelerine karşı değilim. Ama geldikleri zaman kurallara uymuyorlar. Çok saygısızlık yapıyorlar. Millet yavaş yavaş Araplardan soğuyor.” dedi. Bu cümleleri duyduktan sonra diğer Türk ülkelerine yaptığım ziyaretlerde insanlara soracağım sorular arasında aldım bu konuyu.

Özbek Türklerinin önemli bir kısmının dini değerleri oldukça yüksek. İnsanlar ve kadınlar özgürlüklerine düşkünken bir kesim ise radikalleşmeye müsait. Bu durum Özbekistan’ı radikal dini gruplar için bulunmaz fırsat haline getiriyor ve İslamiyet’i kullanarak Arap kültürünü bölgede etkili hale getirmek isteyenler aslında zemin buluyor. Ancak bunun dışındaki amaçlarla gelen Araplara karşı insanlar hoşnut değil. Hostelde yaşanan tartışmalardan da anladığım kadarıyla Özbek Türklerinin Araplar tarafından küçük görülmesi en önemli sorunlardan biri.

Kırgızistan; Özbekistan’dan sonraki uğrak noktamdı. Araplar bu ülkeye oldukça ilgi gösteriyorlar. Çünkü Kırgızistan gerçekten mükemmel bir doğaya sahip. Oş’ta (Osh) 35 derecenin üstüne sıcaklık varken yaklaşık 3200 metre yüksekliğe sahip Ala-Bel’de yazın kar görmeniz ve gece 5 derece sıcaklıkta uyumanız mümkün. Araplar sadece kar görebilmek için buraya turlar düzenliyor ve bir günde onlarca araç bölgeyi ziyaret ediyor. Ayrıca koyun getirip kesiyorlar ve mangal yapıyorlar. Tabi bu bölgenin kirlenmesi demektir.

Otostop neticesinde bindiğim aracın sahibine Ala-Bel’in güzelliğine dayanamayarak “Ben burada inmek istiyorum.” dedim. Bunun üzerine adam “Burada hiçbir şey yok ki, inip ne yapacaksın?” diye sordu. Ben “Hayır burası çok güzel ve bu gece burada kalacağım.” diye cevap verdim ve bir gece Ala-Bel’de kaldım. Yurtta yaşayan Kırgız Türkleri ile konuştuğumda ise 18 yaşındaki bir Aftandil “Araplar her gün buraya geliyor ve çevreyi kirletiyorlar. Saygıları yok. Biz Arapları sevmiyoruz.” dedi. Aftandil ile bölgeyi gezerken Suudi Arabistan’dan gelen 3 kişi ile karşılaştık. Türk olduğumu öğrendiklerinde biri normal yaklaşırken diğer iki kişinin soğukluğunu hissetmek mümkündü. Soğukluğun nedeni muhtemelen ülkelerinin Türkiye ile yaşadığı sorunlardı.

Daha sonra Bişkek’e geldim ve bir genç kadına adres sordum. Çantamdaki Türk bayrağını görünce Türkçe karşılık verdi ve bir süre konuştuktan sonra bana kenti gezdirebileceğini söyledi. Bu hanımefendiyle Bişkek’i dolaşırken Araplar kızlara “laf atıyordu”. Kadınlara ve genç kızlara rahatsız edecek derecede gözlerini dikerek bakıyorlardı. Bana eşlik eden arkadaş, Arapları sevmediğini ve onların kültürsüz olduğunu söyledi. “Paraları var diye her istediklerini yapabileceklerini sanıyorlar. Kendi ülkelerinde yaşamadıklarını burada yaşayacaklarını düşünüyorlar. Bizim kadınlarımız özgür ve onlar bunu kötü olarak görüyorlar.” dedi.

Bir iki gün sonra ise geçen seneki gezimde tanıştığım Naz isimli arkadaşımla buluştum. Buluştuğumuz yer Türk kafesiydi ve kafede Araplar da vardı. Tabi hal hatır sorduktan sonra konuyu Araplara getirdim. Siyasetten konuşmayı seviyordu ve bu durumu şöyle açıklıyordu: “Eğer bu ülkede yaşıyorsam siyasetiyle de ilgilenmem lazım.” Arapların Kırgızistan’a gelip Kırgız kızlarıyla evlenmek istediklerini, para karşılığında Kırgız kızlarını kullanmaya çalıştıklarını, insanları rahatsız ettiklerini ama hükümetin getirdiği dolar için Araplara hiçbir şey demediğini söyledi. “Paralarına ihtiyacımız yok sadece gelmesinler.” Naz’ın bu konuda son cümlesi oldu. Aslında bunun sadece dolarla ilgili olduğunu sanmıyorum. Evet, bölgede her geçen gün artan bir Arap sermayesi var ve bu bende Suudi destekli sermayenin Kırgızistan’da, Türkiye’dekine benzer siyasi içeriği de olan, “yeşil sermaye” benzeri bir yapı kurmaya çalıştığı izlenim uyandırdı.

Kazakistan; ise Araplar konusunda biraz daha sert bir ülke. Gece Almatı’nın en kalabalık meydanlarında dolaşırken Arap gençleri uzakta tek başlarına oturuyorlardı. Sakallı bazı Kazak gençler, Ahıska Türkleri ve Azerbaycanlılar Araplarla muhatap olsa da Kazak kızları asla bunlara yaklaşmıyordu. Almatı’da bir kafede, dil sorunu nedeniyle kahve almak için çabalarken bana yardımcı olan ve Türkçe bilen bir Kazak kadına da aynı soruyu yönelttim. Genç kadın, “Araplar buraya sadece zevkleri için geliyor ama biz istemiyoruz.” dedi ve bana kısa bir süre önce Kazakların Arapları öldüresiye dövdüğü bir olayı anlattı.

Bir Arap çalışanın Kazak bir kıza dair paylaştığı bir görüntü üzerine Tengiz’de bulunan petrol sahasında olaylar çıktı ve Kazaklar Arapları öldüresiye dövdü. Yaklaşık 2 ay önce yaşanan bu olaylar neticesinde Araplar, geniş güvenlik önlemleri altında memleketlerine geri gönderildi.

Azerbaycan; halkının Araplara yaklaşımı pek farklı değildi açıkçası. Kazakistan’da trende Danimarkalı Cecilie isimli bir arkadaşla tanıştım ve rotalarımız aynı olduğu için beraber devam etmeye başladık. İlk hedefimiz Bakü daha sonra ise otostopla Şeki’ye geçmekti. Bakü çıkışında ilk araç bizi Şamahı’ya kadar götürdü. Biz de burada mola verip biraz dinlendik. Bu sırada yabancı olduğumuzu gören bazı çocuklar yanımıza geldi ve nereye gideceğimizi sordular. Şeki deyince “Aa dün orada bir ağaç devrildi bir Arap öldü.” dediler. Daha sonra tekrar otostopa başladık ve İsmail isimli abi bizi aldı. İsmail abi Araplara ve Ermenilere öfke duyuyordu. “Araplar gelmesin buraya. Gelip bizi küçük görüyorlar. Kadınlarımız özgür, isteyen alkol alıyor diye bize siz Müslüman değilsiniz diyorlar. Bir de utanmadan kızlarımızı rahatsız ediyorlar.” dedi. Şeki’de yaşanan olayı sorduğumda ise “Evet ağaç devrilmiş iki Arap ölmüş.” diye cevap verdi. Hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı kastederek “Biz Erdoğan’ı anlamıyoruz, neden Arapları bu kadar çok seviyor?” diye sordu. Kazayı sorduğumuz da bazı insanlar “Biz Arapları nasıl istemiyorsak bizim doğamız da Arapları istemiyor.” diyordu.

Yaklaşık 75 günlük gezide Türkistan’da gördüklerimin ve duyduklarımın bir kısmı bunlar. Araplara karşı olan tepki sadece Türkiye’de değil aslında bütün bir Türk coğrafyasında var. Osmanlı’ya ihanet eden ve emperyalistlerle anlaşarak Türk ordusuna saldıranlara karşı imparatorluk psikolojisine sahip Türk milletinden başka bir tepki beklenmesi zordur. Türkistan’da Araplara karşı olan tepkiye bakıldığında ise yine Arapların bunda etkili olduğunu görmek mümkün. Ayrıca bu sorunun köklü Türk medeniyeti ile din soslu baskın Arap kültürü arasındaki bir çatışma olduğu da söylenebilir. Örnek olarak binlerce yıldır Türk kadını özgür ve erkeklerle aynı haklara sahipken, Arap erkekleri kadınları baskı altında tutmaktadır. Bu durum Türk kadınlarının duyduğu tepkinin nedenlerinden biri olduğu söylenebilir.

Gözlemlediğim kadarıyla Arapların bölgede etkili olmasını sağlayacak iki araç var. Siyasi karar alıcıları için para, maneviyatı yüksek insanlar için İslamiyet. Bunlar dışında Arap kültürünün bölgeyi etkilemesi zor görünüyor ve Araplar da bu iki aracı kullanıyorlar.