Türkistan’ın Keşif Çağı-Rus Seyyah Burnaşev’in Gözünden Buhara

Ruslar köklü bir geçmişe sahip olmamalarına rağmen, tarih boyunca klişeleşmiş sıcak denizlere inme politikasıyla beraber, bulundukları Karadeniz havzasının kabuğunu kırarak Doğu Asya’nın derinliklerine kadar emperyal bir şekilde hâkim olmayı kadim bir politika olarak benimsemişlerdir. Asya’nın, özellikle Türkistan’ın birçok hanlıktan oluşan karışık ve kozmopolit yapısı Rusya’nın genişleme stratejisinin ana adımlarını zamanla oluşturmuştur. Astarhan ve Kazan Hanlıklarının kontrolünden sonra bir sonraki hedef olarak Türkistan Asya steplerinde arz-ı endam etmiştir. Fakat Ruslar zeminin sağlamlığını test etmek ve deyim yerindeyse bataklığa saplanmamak için dinî hedeflerle yönlendirdikleri misyonerlere, ticaret için yolladıkları tüccarlara, ek olarak artık siyasî hedeflerin tahakkukunu sağlamak amacıyla önemli diplomatlarını ve askerlerini de Türkistan’a yollamaya başlamışlardır. 17. yüzyıl ve 18. yüzyıl arasında belirgin bir şekilde yükselen Rusya-Türkistan trafiği artık Rus edebiyatında ve tarihinde kalıcı izler bırakmaya başlamıştır. Bu yazımızda ele alacağımız eser özelde Rusya’nın Türkistan’daki Buhara Hanlığı’na gönderdiği diplomat Timofey Stepanoviç Burnaşev’in seyahatnamesini içermesine rağmen; genelde Rus diplomat, asker, bürokratlarının Türkistan ve Buhara izlenimlerini içerir tarzdadır.

Eserin sahibi Murat Özkan, Ordu Üniversitesi Genel Türk Tarihi ABD’de öğretim üyesidir. Özkan’ın biyografisi incelendiğinde Burnaşev’in de notlarının merkezinde bulunan Buhara gibi Türkistan hanlıkları üzerine önemli çalışmaları olduğu görülür. Rusların bölgeye olan ilgisi paralelinde yazarın çalışmalarının etkin bir akademik hüviyete sahip olduğu, eserin birinci bölümündeki zengin anlatımından tahmin edilir. Zaten bir seyahatname yazılacaksa çevre faktörlerin iyi inşa edilmesi gerekir. Özkan geçmiş birikimi sayesinde seyahatnameyi ziyadesiyle yetkin bir konuma getirmektedir. Ayrıca Türk tarihinin şekillendiği kitabın konusunu oluşturan coğrafyanın yazılan her eserle biraz daha çözümleneceğine şüphe yoktur. Yazarın nihai amacının, bilinmezleri bilinir kılmak olduğu ilk satırdan son satıra kadar belirgindir.

Eser üzerindeki en bariz tespit eserin bir seyahatnameden fazlası olduğu yönündedir. Çünkü seyahatnameler öncelikle salt seyyahın söylevleri üzerinden bir çeviri faaliyeti olarak tasarlanır. Sadece çeviri safhasında kalan metnin okuyucu, özellikle araştırmacı için pek bir anlam ifade ettiği söylenemez. Çünkü seyyah, devrini anlatırken kendi döneminin siyasî, sosyal, iktisadî, kültürel noktalarına şüphesiz ki değinir. Seyahat zamanı ile günümüz arasındaki farkın artması ise değinilen noktalardaki bilgilerin tam olarak anlaşılmasının önüne geçer. Arada çağların geçtiği bir metin, devrin algısıyla tam manasıyla açılımlanamaz. Ele aldığımız eser ise sadece Burnaşev’in notlarından ibaret olmamasıyla açıklayıcı, zengin bir terkibe kavuşmuştur.

Seyahatnamenin nasıl hâsıl olduğuna gelinecek olursa; Rusya kadim siyasetinin gereği 1794 yılında Buhara Hanlığı’na göndermiş, bölgenin siyasî atmosferine yönelik politika oluşturmayı hedef olarak belirlemiştir. Burnaşev, maden mühendisliği eğitimi almış bir Rus bürokratıdır. Burnaşev’in mühendislik unvanı Rusya’nın yeraltı sömürüsünü önceleyen bir hedefini akla getirmiş olsa da seyahatnamenin kabaca incelenmesinde dahi, Burnaşev’in Maden Mühendisinden fazlası olduğu anlaşılır. Bölgeye görevli gitmesi, hanlara iletilecek mektupları taşıması, gözlemlerinin fazlasıyla ayrıntılı olması bile onun mühendisten diplomatik bir casusa evrildiğinin kanıtı gibidir. Burnaşev’in anlatım tarzı da tespitimizi doğrular nitelikte bir devlet ağzıyla yazılmış gibidir.

Yazar Murat Özkan diğer seyahatnamelerde görülenin aksine sadece notlandırma ve çeviri görevini ifa ederek eserini literatüre kazandırmamış; deyim yerindeyse Burnaşev’in notlarını hazırlayacağı yemeğin ana maddesi olarak kullanmıştır. Eserin en belirgin yönü ise burada ortaya çıkmıştır. Kabaca 3 kısımda tasnif edilebilecek eserin yalnızca üçüncü kısmında seyyahın notları ana başlıklar altında sınıflandırılmıştır.

Eserin birinci kısmı Buhara Hanlığı ve Rusya’nın karşılıklı olarak ilişkilerinin başladığı ilk dönemlerden seyahatin olduğu zamana kadarki durumunun siyasî tarihin penceresinden görünümünü içermektedir. Seyyahın hedeflerinin siyasî olması bu kısmı kesinlikle zorunlu kılmıştır. Bu bilinçte olan Özkan, detaya matuf bir şekilde bu kısmı kaleme alarak akıldaki soru işaretlerini ortadan kaldırmıştır. Zaten ikili ilişkilerde aktarılan siyasî bilgiler, karşılıklı iki taraf ve ortak jeopolitiğin oluşturduğu üçlü sacayağı üzerinde durur. Verilen siyasî ve jeostratejik-jeopolitik bilgilerdeki eksiklik seyahatnamenin anlaşılmasını güçleştirir. Rusya’nın bölgeye ilk adım attığı günden bu yana yaptıkları ise emperyalist Rus sömürüsünün yol haritasını ortaya koymuştur. Özkan tarafından başlangıçta bunun net bir biçimde ortaya konulması okurun işini kolaylaştırmaktadır.

Kitabın ikinci bölümü ise seyahatin gölgede kalmış kısımlarına ışık tutmaktadır. Zira seyyahın izlediği yol ve güzergâh seçimindeki faktörler bilinmeden yapılacak yorumlar havada kalır. Özkan’ın belirttiği gibi seyahat sadece gidilen noktada karşılaşılan olaylarla sınırlanamaz (s.21). Ayrıca seyyahın Özkan tarafından bu bölümde verilen biyografisine ek olarak seyahatnamenin de kendisine has bir hikâyesi vardır. İlk kaleme alındığı günden bu yana seyahatnamenin öyküsü ise seyyahın notlarının tarihî geçmişini günümüze kadar ulaştırmaktadır. Zira bazı tarihî vesikalar zaman içerisinde değer kazanır. Bu açıdan bakıldığında Burnaşev’in notları da benzer şekilde günümüzde Türkistan’ın tarihine ait dokümanlara artı değer olarak eklenmektedir.

Eserin en kapsamlı ve içerik açısından en zengin bölümü ise üçüncü bölümüdür. Burnaşev’in notları bu kısımda verilirken, Buhara’yı ziyaret etmiş başka seyyahların(1) notlarıyla Burnaşev’in yazdıkları arasında karşılaştırma yapılmaktadır. Bu sayede Burnaşev’in ne derece doğruyu yansıttığının sağlaması yapılabilmektedir. Her ne kadar seyyah siyasî görevinden dolayı gerçeğe ulaşmaya gayret göstermiş olsa da bazen farklı sebeplerle yanlışa düşebilmektedir. Örneğin; Burnaşev Buhara’nın 12 kapısı olduğunu belirtmesine rağmen kendisinden sonra ziyaret eden üç seyyah 11 kapıdan bahsetmektedir. Bu durum seyyahın yanlışından da kaynaklanmış olabilir. Ya da kapatılmış bir kapıyı da işaret edebilir. Yine kapı örneğinde olduğu gibi farklı zamanlarda ziyaret eden diğer seyyahların Buhara’nın tarihsel gelişimini ortaya koyduğu görülmektedir. Zaman içinde Buhara’daki tarihsel gelişim seyyahların anlattıklarının sentez şeklinde birleştirilmesiyle daha manidar bir konuma kavuşmaktadır.

Burnaşev’in yorumlarının çok yönlü bir bilgi aktarımı paralelinde şekillendiği aşikârdır. Misal Buhara’nın idarî, malî, siyasî, dinî, askerî durumu; coğrafî yapısı, bitki örtüsü, yeraltı zenginlikleri, etnik ve demografik özellikleri, mimarî şekillenişi, gündelik hayatı, hukuk anlayışı, gelenek ve görenekleri vb. gibi bilgiler farklı başlıklar altında sunulmuştur. Hattâ her seyahatnamede rastlanılmayacak bilgiler de bu güçlü kompozisyona eklenmiştir. Örneğin hastalıklar hakkında verilen bilgi tarihle dirsek teması çok yoğun olmayan bir bilim dalı olan tıbba dolaylı olarak hizmet eder. Bahsedilen çok yönlü anlatımın özgün bir muhtevayı vücuda getirdiği gibi ilerleyen dönemde yapılacak çalışmalar için iyi bir destek unsurunun meydana geldiğine şüphe yoktur.

Sonuçta keşif duygusu insanlar için olduğu kadar, devletler için de mukadderdir. Hele Rusya gibi yayılmacı bir politikayı kadim yaklaşım hâline sokmuş bir devletin bundan geri kalması düşünülemez. Ruslar ilk olarak Türkistan’a ilgi göstermiş, dinî açıdan misyonerleriyle etkin olmuş, casuslarıyla bilgi toplamış, bölgedeki Hanlıkları birbirine kışkırtmış, Türkleri birlik mefhumunda uzaklaştırmak için türlü hileye başvurmuştur. Rusya’nın bölgedeki bu etkinliğinin en önemli sebebi yıllar boyu süren müthiş enformasyonudur. Hattâ öyle ki ele aldığımız eserin benzeri kitaplardan oluşmuş bir Rus külliyatı zamanla ortaya çıkmıştır. Türkistan coğrafyasını geçmişte ihmâl ettiğimiz gerçeği sabit olup bu durumu akademik olarak tersine çevirmek için bu tip eserler üzerinde iyi etüt etmek tarihimizi netleştirmek açısından mühim bir görevdir. Bahsedilen görevi yerine getiren bu eserin bu nedenle önemli bir görevi üstlendiğine şüphe yoktur.

  • İgor Kazimiroviç Meyendrof (Ziyaret Tarihi 1820), Aleksadr Burnes (Ziyaret Tarihi 1830), Nikolay Hanikov, Hermann Arminus Vambery (Ziyaret Tarihi 1863), Eugene Schuyler(Ziyaret Tarihi 1840-1890), Ole Olufsen (Ziyaret Tarihi 1890)