Türkiye bölgede her iki tarafın da istediği bir politika izleyerek ortamın yatışması için elinden geleni yapacaktır

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Dış Politika Kıdemli Uzmanı Dr. Sabir Askeroğlu ile Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri konuştuk.

İran’ın ABD üslerini vurması sonrası gerilimin ulaşacağı son nokta sizce ne olacaktır? ABD de bir karşılık verecek mi?

Vermeyecektir çünkü İran’ın ABD üslerini vurması zaten Amerika’nın karşı tepki göstereceği bir saldırı değildi. Tam tersi kendi içerisindeki gergin ortamı yatıştırmak, kendi prestijini kurtarmak için yapılmıştı. Amerikalılar da bunu biliyordu. Füze saldırıları, Amerikan üslerinin vurulması sonucu herhangi bir Amerikalıya zarar gelmedi dolayısı ile bu bir anlamda İran’ı yatıştırmak için Amerikalılar tarafından da beklenen ve istenen bir şeydir.

Türkiye bu gerilimde nasıl bir tavır takınmalı ve bundan sonra Irak ve Suriye başta olmak üzere bu gerilim kaynaklı Türk dış politikasında ne gibi değişiklikler olacaktır?

Türkiye zaten baştan beri söylediği ve uyguladığı yöntemi yolu izleyecektir. O da tarafsız durmaya çalışmaktır. Dışişleri Bakanı da zaten Irak’a gidip Irak’taki hükümeti ve tarafsız durarak gergin ortamı yatıştırması için devreye girmesini isteyecektir. Dolayısı ile Türkiye ne İran’ın tarafında ne de Amerika’nın tarafında olarak gerginliği tırmandıracaktır. İki tarafın da yanında olmayarak ortamı sakinleştirmeye çalışacaktır. Zaten her iki taraf da bunu bekliyor. Bu gerginliğin savaşa doğru evrilmesini istemiyor. Türkiye burada her iki tarafın da istediği bir politika izleyerek ortamı yatıştırması için elinden geleni yapacaktır.

ABD İran gerilimin bir izdüşümü olarak Irak parlamentosunun ABD askerlerinin Irak’tan çıkması yönünde aldığı kararı nasıl değerlendiriyorsunuz? ABD Irak’tan çıkar mı?

Çıkmaz, çıkmak da istemez. Çünkü Iraklılar hakkında alınan karar Irak’ın tamamı tarafından alınmış bir karar değildir. Irak içinde Şii olmayan gruplar da var. İran yanlısı olmayan gruplar da var. Dolayısıyla bunlar tepki gösterecektir. Amerikalılar eğer buradan çıkacak olursa tekrar bir çalışma ortamı meydana geleceği için bunu Irak hükümetine iletecektir. Türkiye’nin de Irak’a gitmesi ile böyle bir pozisyon üstlenmiş olabilir. Amerika bu nedenle kolay kolay çekilmeyecektir.

Irak’ın artık kesin olarak bölüneceği konuşuluyor. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Irak Türkmenleri vurgusu geldi. Bundan sonra Türkiye’nin, Türkmenler için atacağı adımlar neler olmalı?

Türkiye zaten çoktan beri orada Türkmenlerin haklarını savunuyor. Bir de Irak’ın kendi sistemi var. Türkmenler Irak’ın kendi sistemi içerisinde aynı zamanda siyasi bir aktör vaziyetinde. Türkiye tabii ki orada Türkmenlerin güçlenmelerini istiyor. Bunu Türkmenler kendi aralarında örgütlenme sonucu başarabilir. Türkiye sadece destekte bulunabilir. Yani bu bir karşılıklı ilişkidir. Dolayısı ile Türkiye çoktan beri oradaki Türkmenlerin güçlenmesini, orada bir siyasi aktör haline gelmesini istiyor ve Irak hükümetine, siyasi sürecine yön veren bir aktör seviyesine gelmesini istiyor. Böyle bir durum zaten Türkmenler içerisinde gerçekleşirse yani toplu bir şekilde toplumsal bir hareket haline gelirse Türkiye mutlaka bunu destekleyecektir. En son Cumhurbaşkanı açıklamasında da Türkmenlerin buradaki güvenliğinin Türkiye’nin güvenliği olduğunu ifade etti.

İran milyonlarca Türk’ün yaşadığı bir ülke. İran’ın ABD ile olası bir savaşında İran Türklüğü ve onlara ait kültür mirası bölgeleri bu durumdan nasıl etkilenecektir?

Savaş çıkması durumunda Türkler de Türk olmayanlar da yani İran’ın tamamı olumsuz etkilenecek. Sadece oradaki Türkler değil Türkiye de etkilenecektir eğer herhangi bir ciddi savaş yaşanırsa. Hem kültürel miras olumsuz etkilenecek hem ekonomik kriz yaşanacaktır. Her türlü sorunlarla karşılaşacak oradaki Türk varlığı.

Burada öncelikle adım atması gereken aktörlerden biri İran’dır. İran bölgedeki yayılmacı politikalarından vazgeçmesi gerekiyor. Bölge ülkeleri ile kendi çıkarları doğrultusunda değil de karşılıklı çıkarlar doğrultusunda bir ilişki kurması gerekiyor. Bölgedeki etkin alan mücadelelerinden de vazgeçmesi gerekiyor. Mezhepçi politikalarından vazgeçmesi gerekiyor. Yani kısacası İran’ın yapması gereken çok şey var. Eğer İran adım adım böyle bir şey yaparsa Ortadoğu’daki gerginlik de azalacaktır. İran’a yönelik baskılar da azalacaktır. Dolayısıyla buradaki en büyük rolün İran devletinin, hükümetinin oynayacağını düşünüyorum. Hem İran’ın hedef olmaktan çıkması hem de bölgenin daha istikrarlı hale gelmesi için atacağı adımlar önemli olacaktır.

Uzun zamandır gündemde olmayan IŞİD’in, yaşanan olaylarla birlikte tekrar ortaya çıkması ve güçlenmesi ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Irak’ta özellikle yoğun bir Sünni nüfus var ve bu Sünni nüfus Irak’taki Şii yönetim tarafından ezilmekte, dışlanmaktadır. Ve bu süreç böyle devam edecek olursa ki daha önce olduğu gibi IŞİD’in ortaya çıktığını biliyoruz. Bundan sonra da bu baskılar devam ederse İran’daki hükümet daha çok Şii politikası üzerine şekillenirse ve Sünnilerin hakları herhangi bir şekilde devlet tarafından güvence altına alınmazsa IŞİD mutlaka başka isimlerle veya aynı isimde daha da artacaktır. IŞİD’in ortaya çıkması başlangıçta tepkisel bir süreçtir. Ondan sonra başka aktörlerle ilişki kurmaya çalışacaktır veya onu ezmeye çalışırken yeni karşı tepki ile yine de güçlenmeye çalışacaktır.

ABD-İran geriliminin Libya meselesine yansıması Ne şekilde olur? Türkiye’nin bölgedeki öncelikleri ne olmalıdır?

İran zaten öncelikle kendi bölgesindeki problemlerden dolayı Libya meselesi ile doğrudan ilgilenmek istemiyor. Kendisini uzakta tutuyor. Hem coğrafik anlamda hem kendisinin politika yürüteceği bir zemin de yok çünkü orada bir Şii nüfus yok. Tam tersi radikal grupları var. Ve Sünni bir ülke olduğu için İran’ın oraya kolay kolay el uzatmayacaktır. Libya bağlamında Amerika-İran çatışmasından ya da rekabetinden söz edilemez.

Türkiye’nin bölgedeki önceliklerine Akdeniz bağlamında bakacak olursak politikalarını uyguluyor, hayata geçiriyor. Uluslararası toplum tarafından tanınmış olan hükümeti destekliyor, onunla anlaşma sağlıyor, ona askeri destek veriyor ve bu politikayı sürdürmesi lazım. Çünkü bu, Türkiye’nin bölgedeki menfaatlerinin korunması açısından önemlidir. Akdeniz meselesinde zaten yapması gerekeni yapıyor. Libya meselesinde de gerekeni yapıyor. Öncelikli olarak bölgedeki aktörleri ikna etmesi gerekiyor. Kendi menfaatlerini yani kendi toplumlarını biraz daha düşünmeleri konusunda Türkiye’nin girişimde bulunması gerekiyor. Tabi bu ne derecede etkili olur? Çünkü Suriye meselesinden bildiğimiz gibi Türkiye, Suriye’nin reform yapmasını istiyordu. Suriye hükümeti çok öncelerde Arap Baharı zamanında bundan vazgeçti. Şimdi Irak’ta bir kriz var. Irak’taki krizin çözümü için akıllıca davranmaları gerekiyor. Türkiye de etki edemeyeceği için tavsiyelerde bulunabilir mevcut şartlar altında. Diğer taraftan istikrarsızlığın taraflarından biri olan İran için de aynı şekilde. İran kendi menfaati için yayılmacı ve diğer ülkelerle çatışmacı değil de daha çok işbirlikçi olması ve biraz daha ortamın istikrarlı olması için adımlar atması gerekiyor.