Türkiye’den geçen bu tür önemli, büyük ve çok uluslu boru hattı projelerinin artması, Türkiye’de yeni enerji noktalarının yapılması, gelecekte Türkiye’nin ana hedefi olan enerji üssü olmaya katkı sağlayacaktır.

Mersin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azime Telli ile Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesi üzerine konuştuk.

Rusya’dan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz taşıyacak olan TürkAkım projesinin ülkemize siyasî, diplomatik ve iktisadi olarak ne gibi etkileri olacaktır?

Enerji projelerinin tek başına ekonomi üzerinden okuyamayacağımız son dönemde yaşanan gelişmelere bağlı olarak geniş bir kabul görmüş durumdadır. Soruda belirtildiği gibi iki devlet arasında ya da ikiden fazla devlet arasında bu tür boru hattı projeleri yapıldığında hem günümüze hem de geleceğe yönelik bağlayıcı bir ilişki kurulmuş oluyor ve bunun sonrasında da önemli sonuçları oluyor.

Siyasi perspektiften bakarsak iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi açısından bu tarz büyük projeler önemli. Şu anda biz son dönemde Rusya ile üst üste yeni projeler yapıyoruz. Enerji alanında çok yakın ilişkilerimiz var ama çok uzak olmayan bir yirmi yıl öncesinde bambaşka boyutlarda yürüyen bir ilişki vardı. Bu ilişkinin siyasal olarak yakınlaşması, karşılıklı güven unsurunun tesis edilmesi, birtakım bölgesel sorunlarda işbirliği yapılabilmesinin sağlanması açısından bu tür projeler kolaylaştırıcı oluyor. Çünkü her iki taraf da ister ki yaptığı bu proje gelecekte yürüyebilsin. Siyasi anlamda garanti altında olsun ve projenin yürüyebilmesi için her iki tarafın da siyasal istikrarının sağlanmış olması gerekiyor. Bu anlamda da bu tür enerji projelerinin hem ülkeler bazında hem de bölge bazında istikrara önemli katkıları olduğunu geçmişte de gördük. TürkAkım’ın da bu alanda önemli bir katkısı olacaktır.

Ekonomik ve enerji güvenliği perspektifinden yaklaşacak olur isek ekonomik olarak tabii ki biz doğalgaz tüketimi önemli derecede yüksek olan bir ülkeyiz. Maalesef rezervlerimiz de buna keza çok düşük. Yüzde doksan sekiz oranında doğalgazda dışa bağımlıyız. Bu nedenle doğalgazın akışının istikrarlı olarak sağlanması, gelişmekte olan ekonomimizin hızını kesmemesi açısından önemli. Bir kere burada Türkiye’nin ihtiyacı olan doğalgazın güvence altına alınmış olması ekonomik açıdan bize bir rahatlık sağlıyor. Enerji güvenliği açısından da en önemli katkısı, transit ülke sorununu çözmesi. Bu mevcut 15 Bcm’lik, TürkAkım ile girecek miktarı biz bugüne kadar Batı hattı üzerinden alıyorduk. Ukrayna üzerinden geçen hat üzerinden alıyorduk. Şimdi bu hat devre dışı kaldı. Rusya aynı miktarda doğalgazı bize doğrudan gönderecek. Böylece arada transfer ülkelerine bağlı olarak yaşanabilecek sorunlardan etkilenmemiş olacağız. Diyelim ki Ukrayna’da bir iç karışıklık olsa veyahut Ukrayna ile Rusya arasında geçmişteki sorunlar benzeri şeyler yaşandığında bu bizim için tedirginlikler içermeyecek. Şu anda bununla karşılaşmayacağız. Eğer TürkAkım-2 de gerçekleşirse, bizim Avrupa’ya giden doğalgaz üzerinde söz sahibi olmamızı, etkili olmamızı sağlayacak. Bu projede Türkiye’ye biçilen rol, koridor ülke. Ancak gelecekte Türkiye bu tür projelerden elde ettiği deneyim ve enerji pazarında yaratacağı güven ile merkez ülke olma açısından TürkAkım projesinden ilave kazanımlar elde edebilir. Bu anlamda da enerji güvenliğimiz açısından bir katkısı söz konusu olur.

TürkAkım projesinin hayata geçirilmesiyle birlikte uzun vadede Türkiye, Rusya ve AB ülkeleri arasındaki ilişkilerde nasıl değişimler olacaktır?

Uluslararası ilişkiler için uzun vadenin ne kadar uzun olacağı çok değişken. Her güne yeni bir gelişme ile uyanıyoruz ve her gün ittifak ilişkilerinde çok büyük değişkenliklerle karşılaşabiliyoruz. Yan yana gelmeyeceğini düşündüğümüz iki ülkeyi aynı masada görebiliyoruz. Çok yakın müttefiklik ilişkisi içerisinde olan, tarihî olarak dostluk ilişkisi gelişmiş ülkeleri de karşı cephelerde görebiliyoruz. Bu nedenle uzun vadede ne olur, ne sağlar ile ilgili çok ciddi bir kestirimde bulunmak zor. Uzun vade çünkü artık çok kısaldı. Şu anda Avrupa Birliği’nin, Rus doğalgazına aşırı bağımlı olmakla ilgili önemli bir güvenlik sorunu var. Yani Avrupa Birliği -ki Avrupa Birliği bir bütün olarak düşünüldüğünde dünyanın en çok doğalgaz tüketen yapısı- dünyanın en çok doğalgaz tüketen yapısı. Üçte bir oranında Rusya’ya bağımlı ve yine biliyoruz ki Avrupa Birliği politikaları ile Rusya’nın politikaları çatışıyor. Avrupa Birliği resmi olarak Rusya’yı bir tehdit unsuru olarak açıklamasa da Rusya, Avrupa Birliği’ni tehdit olarak görüyor. Örneğin Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne dâhil olması sürecinde ya da NATO’ya katılması sürecinde Kırım’ın işgali ile cevap verebildi. Avrupa Birliği ile Rusya arasındaki ilişkilerin gerilimi açısından TürkAkım’ın önemli bir değişim yaratması söz konusu olmayacak. Burada zaten Rusya’nın yaptığı şey şu oldu, aynı miktardaki gazı farklı bir güzergâhtan göndermek. Yani Avrupa Birliği, TürkAkım’ı kullanmaya başladığında Ukrayna üzerinden almakta olduğu gazı Türkiye üzerinden almaya başlayacak. Miktarsal ve sözleşmesel açıdan Avrupa Birliği açısından bir değişim söz konusu değil. Yani, ilave bir gaz akımı söz konusu olmayacak. Taraflar arasındaki ilişkinin siyasal boyutunda da TürkAkım, mevcut durumu değiştirebilecek yani pozitif ya da negatif olarak mevcut durumu etkileyebilecek konumda değildir. Aynı zamanda TürkAkım-2’nin hayata geçirilmesi ile ilgili biliyorsunuz ABD’nin aldığı yaptırım kararları var. KuzeyAkım-2 ve TürkAkım-2’ye yönelik.

Amerika’nın çoğunluğu NATO üyesi olan Avrupa Birliği’nin, Rus gazına olan bağlılığı çözme çabasıdır. Bu, kolay olarak çözülecek bir denklem değil. Yani gelecekte de -uzun vade dediğimiz şey diyelim ki yirmi yıl, otuz yıl- bu süreç içerisinde yine Rus gazının en önemli pazarı Avrupa olacaktır. Bu durum iki taraf arasında bir çatışmaya rağmen yani siyasal olarak karşı cephelerde yer almasına, pek çok konuda uzlaşamamalarına rağmen ticari olarak iki tarafın da kazanımı söz konusu olduğu için, ilişkileri Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi sonraki dönemde de aynı şekilde yürümeye devam eder. Yani TürkAkım’ın hayata geçmesi burada ciddi bir duruma yol açmayacak. TürkAkım’ın inşa edilmesinin nedeni de aslında Avrupa Birliği’nin Rusya’ya olan aşırı bağımlılığını çözmek için enerji sektöründeki tekelleşme yönelik üçüncü paketi çıkarması. Eğer bu üçüncü paket yaptırımları söz konusu olmasaydı Rusya bunun öncesinde Bulgaristan üzerinden giden Güney Akım projesini hayata geçirecekti. O proje iptal edildiği için yerine onun daha küçültülmüşü olarak TürkAkım-2’yi yaptı. Bunu yapmasının nedeni, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olmaması. Biz, üye olmadığımız için, ilgili mevzuat bizi bağlamadığı için Türkiye üzerinden geçen bir proje tercih etti. Bunun tercih edilmiş olmasının Türkiye açısından bir kazanımı var. Çünkü Türkiye, gelecekte Güney Avrupa bölgesine yönelik bir enerji merkezi olmak istiyor. Bu enerji merkezi olabilmek için de kendi ihtiyacınızdan daha fazla doğalgazı tedarik edebilecek konuma gelmiş olmanız gerekiyor. Yani bizim daha fazla projeye ihtiyacımız var. Daha fazla boru hattına, daha fazla rezerve, daha fazla sözleşmeye ihtiyacımız var. Bu anlamda bizim elimizi güçlendirdi. Avrupa birliği ile ilişkilerimiz açısından da, masaya oturduğumuzda bize daha fazla pazarlık avantajı sağladı, diyebilirim.

Geçtiğimiz Aralık ayında çıkarmış olduğu yetki yasasıyla birlikte, TürkAkım’a karşı olduğunu ileri süren ABD tarafından herhangi bir yaptırım söz konusu olabilir mi?

Rusya’ya yönelik Ukrayna krizine bağlı olarak bir yaptırımı var, biliyorsunuz ekonomik yaptırımlar bunlar. Türkiye ile olan ilişkilerinde de bizim S-400 almamızdan kaynaklı askerî yaptırımlar söz konusu. Örneğin F-35 projesinden çıkartılmış olmamız gibi. Bu proje üzerinde Türkiye’ye yönelik ABD’nin fazladan daha ağır yaptırım kararı alması beklenmiyor. Ama bu S-400’e bağlı olarak henüz CAATSA yaptırımları tam olarak uygulanmadı, bunlar uygulanabilir. Yani bunların uygulanması da Türkiye’nin ekonomi güvenliğine, enerji güvenliğine birtakım sorunlar yaratabilir. TürkAkım zaten bitmiş bir proje artık, hayata geçirildi. Bu proje ile ilgili bir sıkıntı yok. Burada tartışılan konu TürkAkım-2 ama TürkAkım-2’nin de büyük bir kısmı yapıldı. Deniz altındaki kısmı bitti. Burada belirsiz olan kısım bunun Avrupa çıkış noktası, yani Bulgaristan’dan mı gidecek? Bununla ilgili henüz anlaşma yapılmadı. ABD’nin almış olduğu bu yaptırım kararları projenin geleceğini etkilemeyecektir. Bu yaptırımlara bağlı olarak proje iptal olmaz. Yani bu yaptırımların şu anda bunları durdurabilecek gücü yok. Projenin iptal olması sadece ekonomik gerekçelerle olabilir. Örneğin, Rusya o miktar gaz için müşteri bulamazsa projeyi durdurabilir ya da jeopolitik bir kriz söz konusu olursa buna bağlı olarak iptal olabilir. Bunun dışında proje devam edecektir. Ukrayna ile mevcut anlaşmayı beş yıllığına uzattı. Bu beş yıllık süre içerisinde TürkAkım-2’nin geleceği, yönü, şekli belirli olacaktır. ABD açısından enerji güvenliği olarak okur isek esas büyük tehlike KuzeyAkım-2. Çünkü KuzeyAkım-2’de 50 Bcm’lik bir gazdan bahsediyoruz. TürkAkım-2’nin taşıyacağı 15 Bcm’lik gaz Avrupa’nın yıllık ihtiyacının yüzde bir buçuğu yani çok ciddi bir anlam ifade etmiyor. Esas burada bastıracak şey, bir projeyi durdurmak istiyorsa bu KuzeyAkım-2 olacaktır.

Türkiye’nin birçok sahada olduğu gibi enerjide de sahip olduğu kilit rolü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kilit rol dediğimiz unsur değişken. Gelişmelere göre kilit rol de olabilirsiniz oyunun dışında da kalabilirsiniz. Bizim jeopolitik olarak stratejik bir konumumuz var. Asya ile Avrupa’nın geçiş noktasındayız. Bu da tarihî olarak bu toprakları her zaman önemli hale getirmiş ve bölgesel sorunların da ortasında yer almamıza neden olmuş. Yani bölgesel sorunlardan sürekli etkileniyoruz. Kilit ülke olmanın olumlu yanları var olumsuz yanları var. Bizim bölgemizde biz istikrar adası şeklindeyiz fakat bölgemizdeki istikrarsızlıklardan da sürekli etkileniyoruz ve bunlarla mücadele etmemiz gerekiyor. Ben konuyu sadece enerji açısından okumak istiyorum. Diğer konularla ilgili siyasî, askerî ekonomik incelemek çok detaylandırmak olacaktır. Enerji açısından bakarsak da bildiğimiz gibi komşu ülkelerimizin yüksek miktarda enerji rezervi var, diğer batılı komşu ülkelerin de yüksek miktarda enerji talebi var. Bu bizim avantajımıza bir durum. Biz bu enerji ticaretinden, geçiş noktasında yer alan bir ülke olarak yararlanmak istiyoruz ve Türkiye politik olarak enerjiyi çatışmacı değil işbirliği için kullanmak istiyor. Yani enerji üzerinden bölgede barışı tesis etmek istiyor. Örneğin Doğu Akdeniz’de ortak olarak masaya oturulsa beklenen savaş çıkmayabilir. Bölge ülkelerinin bir araya gelebileceği bir çözümün olması için uğraşıyor. Örneğin Kuzey Irak’taki doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasına yönelik projeler söz konusu. Biliyorsunuz ki Azerbaycan gazının Avrupa’ya çıkış noktası biz olduk. Aynı şekilde Azerbaycan petrolü için de kilit ülke olarak bunun öncülüğünü sağladık. Biz Türkiye olarak bölgedeki barışı sağlamak için enerjiyi kullanmak isteyen bir ülkeyiz. Bölgedeki diğer ülkelerle de buna yönelik görüşmeler yapıyoruz. Bir taraftan da Avrupa Birliği’ne aday ülke olarak önemli avantajlara sahip. Fakat bu avantajları bazen doğru şekilde kullanabiliyoruz bazen de aleyhimize dönebiliyor. İşte kilit ülke olma durumu olaya göre ve diğer ülkelerin neler istediğine göre değişiyor. Bizim jeopolitik konumumuz bölgemizde güçlenmeye ve enerjide bir hat olmaya, enerji üssü olmaya uygun. Fakat bölge ülkeleri ile aramızdaki rekabetten dolayı maalesef güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Bunun da yarattığı sorunları hep birlikte görüyoruz.

Son olarak Avrupa bağlantısı açılan TANAP ile TürkAkım projesinin farklılıkları nelerdir?

Temel olarak zaten TANAP ve TAP projesinin sembolik bir önemi var. O da şudur, Avrupa için yeni bir koridor olması. Avrupa’ya doğrudan gaz sağlayacak olan dördüncü koridoru açmış olması. Yani Azerbaycan gazının doğrudan Avrupa’ya gidebilir hale gelmesi. TANAP projesinin kapasitesi halen dolu değil. Azerbaycan bu kapasitenin üçte birini kullanmayı planlıyor, üçte ikisi boş. Bu şu anlama geliyor, bölgedeki yeni kaynakları da buradan taşıyarak -örneğin belki gelecekte sorunlar çözülür- İran’dan TANAP üzerinden Avrupa’ya gaz gidebilir. Irak gazı gidebilir, Doğu Akdeniz gazı gidebilir. Yani alternatifler kurulur ise bu projeler üzerinden Avrupa’ya yeni rezervlerin taşınması da söz konusu olacaktır. Azerbaycan açısından da Azerbaycan’ın enerji güvenliği açısından da ana ve tek müşterisi Türkiye’dir. Bundan dolayı da tek bir ülkeye bağlı olmanın sorunlarını yaşıyordu. Avrupa pazarına ulaşarak kendi enerji güvenliğini arttırdı. Bu projenin hayata geçmesi, biz projede aynı zamanda TANAP’ın taraf ortağı iki ülkeyiz. İki ülke arasında, Azerbaycan ve Türkiye arasında mevcut iki devlet tek millet ilişkisini daha da güçlendirmiştir. Bölgesel işbirliğine, bölgesel istikrara önemli bir katkısı oldu. TürkAkım ile bir kere Rusya’nın mevcuttaki doğalgaz akışının sadece yönünün değiştirilmesi söz konusu. Yani Avrupa’ya ya da Türkiye’ye ilave bir rezerv gelmeyecek. Sadece akış yönü değişecek. TANAP’la böyle bir farkı var. Yine hedef olarak TürkAkım’ın ana hedef pazarı Avrupa Birliği. Burada TürkAkım ile birlikte Rusya eğer Avrupa’ya gaz gönderirse transfer ülkesini değiştirmiş olacak. Yani Ukrayna üzerinden yapıyordu, bu sefer Türkiye üzerinden yapmış olacak. Değişkenlik bu olur. Siyasi sonuçlar açısından eğer olayı görürsek, Avrupa birliği açısından Rus gazı için her alternatif kıymetlidir. Oransal olarak düşük bile olsa Rus gazına yönelik her alternatif, Avrupa Birliği’nin Rusya ile ilişkilerinde elini güçlendirecektir. Bu iki projede de biz koridor ülke konumundayız. TürkAkım ve TANAP’ta sözleşmelerde bu açıkça yazar. Sadece boru hatları bizim ülkemizden geçer ve boru hatları üzerinden taşınan doğalgaz üzerinden biz komisyon alacağız. Yani bu ticaret üzerinde söz sahibi değiliz. Bu gazın nereye satılacağı, kaça satılacağı anlamında şu anda bir hak ve iddiamız olamaz. Mevcut sözleşmelerin yapısı bu ama Türkiye’den geçen bu tür önemli, büyük ve çok uluslu boru hattı projelerinin artması, Türkiye’de yeni enerji noktalarının yapılması gelecekte, Türkiye’nin ana hedefi olan enerji üssü olmaya katkı sağlayacaktır.

TürkAkım projesinin, Türk Cumhuriyetlerine katkısı olacak mıdır? Olacaksa ne gibi katkılar sağlayacaktır?

Bu proje şu an Türk Cumhuriyetlerine yönelik bir proje değil. Türk Dünyası’na ekonomik olarak katkı sunacak bir proje değil. Rus gazının taşınması ile ilgili ve tabii ki temel olarak Rusya, Avrupa pazarında kendine güçlü bir alternatif istemiyor. Biz, Türkiye’nin ana çıkarlarından biri Türkmen gazını Avrupa’ya taşımaktı. İptal olan büyük bir proje var biliyorsunuz Nobucco projesi, yıllarca bunun hayata geçirilmesi için uğraştık. Bu olmayınca Trans Hazar projesinin hayata geçirilmesi, Türkmen gazının Hazar Denizi’nin altından taşınarak Türkiye’ye, Türkiye’den de Avrupa’ya gitmesi şeklinde. Bu yapılabilseydi Rus gazına önemli bir alternatif olabilecekti Türk Cumhuriyetleri, ama bu yapılamadı. Bunun önündeki en büyük engellerden biri de Rusya’ydı. Rusya Hazar’ın statüsü sorununu siyasi olarak kullandı ve projenin hayata geçmesini engelledi. Doğal olarak Türkmenistan da Çin’e gitti. Yani Türkmen gazı artık Çin’e gidiyor, batıya gelmeyecek. Batıda önemli olarak Rusya’ya alternatif olabilecek miktarda doğalgaza sahip bir Türk Cumhuriyeti yok. Azerbaycan’ın rezervleri Rusya açısından rekabet teşkil etmiyor. Etmediği için de TANAP projesinin hayata geçmesi sürecinde Rusya’dan önemli bir muhalefet gelmedi. Böyle bir şey söz konusu olsaydı muhtemelen Rusya bu projenin önünü kesmek için birtakım atılımlarda bulunabilirdi.