Türkmeneli’nde ivedilikle atmamız gereken adımlar

Barzani’nin sözde referandumu iyiden iyiye dillendirdiği günlerde Türkiye’de sıkça konuşulan Türkmeneli hadisesi ne yazık ki ‘popülerliğini’ kaybetti ve herkes sükûta büründü. Ateşli tweetler atılmaz oldu, sloganların ardı arkası kesildi. Değişmeyen tek şey ise bölgede Orta Doğu Türklerinin yaşadığı hayati sıkıntıların ayniyle devam ediyor olması. Elbette ki sözde referandum kabul edilemez bir senaryodan ibaretti ve yaşanmadan son bulması isabet oldu. Ancak referandum senaryosunu devreye sokamayanlar, elleri koyunlarında geri dönüp gitmiş ve her şeyden vazgeçmiş de değiller. Malumunuz olduğu üzere Türkmenlerin üzerindeki siyasi baskı devam etmektedir. Irak, yeni bir inşa sürecindedir. Bu süreçte Türkmenler ne derece aktif rol alacaktır?

Türkmeneli bölgesine uzun yıllardır yapılan yanlı ve kasıtlı atamalar devam edecek midir? Peşmergenin Türkmen yurtlarını ele geçirme hülyalarına kesin bir cevap ne zaman verilecektir?

Çavuşoğlu’nun ırak ziyareti

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Nisan ayı sonunda Irak’a bir ziyarette bulundu. Ziyarette, Türkiye’nin Irak için üstleneceği sorumluluklar ve alacağı inisiyatiflerden bahseden Çavuşoğlu, Türkmen varlığına da dikkat çekti. Çavuşoğlu’nun Türkmenlere temsil sahası olarak Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin çatısını göstermesi tartışmalara sebep olmuş ve çoğu çevre tarafından kabul edilmemişti. Bu anlamda ziyaretin Irak merkezi hükümeti kadar bölgesel yönetimi de memnun ettiğini söylemek yerinde olacaktır. Zira 2017 yılındaki sözde referandum tartışmaları esnasında kopan ikili ilişkilerin bu ziyaretle yeniden başladığı ve pek çok konuda mutabık kalındığı bilinmektedir. Sözde referandum zırvaları Mesut Barzani’ye koltuğunu kaybettirse de, Barzani ailesi bölgedeki saltanatına devam etmektedir. Barzani’nin kontrolünde olmayan bir sınır kapısının açılması projesi de, sözde referandum tartışmalarının yaşandığı günlerde sıkça konuşulmuş ve bugün itibariyle sınır kapısı meselesi de sürüncemede kalmıştır. Sayın Bakan’ın ziyaretinde bu hususa dair de bir adım atılmamış olması üzüntü vericidir. Bir diğer üzücü hadise Çavuşoğlu’nun Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin merkezi olan Erbil’i ziyaret etmesine rağmen, Kerkük’e programında yer vermemesidir. Bilindiği gibi Kerkük Irak Türkmen Cephesi’nin merkezidir ve Çavuşoğlu’nun Kerkük’ü ziyaret etmemesi Türkmenleri ziyadesiyle kıran bir hareket olmuştur. (Çavuşoğlu’nun Erbil’de Türkmen Cephesi temsilciliğine yaptığı ziyaret bölgedeki dengeler açısından yeterli değildir.) Anadolu topraklarından çok önce Türklere yurt olan Türkmeneli bölgesi Irak Türklerinin kadim vatanıdır. Ülkelerinin ulusal bütünlüğüne sahip çıkan ve bölgede silaha başvurmadan demokratik yollarla hak arayışlarını sürdüren yegâne unsur da yine Türkmenlerdir. Türkiye’nin Irak üzerine söylediği her sözün besmelesini Türkmenler oluşturmalıdır. Bu hem mevcut durumun bir gereği, hem de kaçınılması mümkün olmayan tarihi bir sorumluluktur.

Irak Cumhurbaşkanı’nın Ankara ziyareti

Çavuşoğlu’nun Irak ziyaretinden bir ay sonra Ankara’ya gelen Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih’in heyetinde Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi’nin de yer alması bütün olumsuzluklar içinde bir nebze de olsa tebessüme sebep olmuştur. Irak Cumhurbaşkanı’nın bundan sonraki ziyaretlerinde de Türkmenlerin temsilcilerinin bulunması sadece Türkmenler’in namına değil, Irak’ın tamamı için önem arz etmektedir. Türkiye, Iraklı muhataplarına en üst perdeden Türkmenlerin Irak için vazgeçilmez bir değer olduğunu her fırsatta hatırlatmalıdır.

Türkmeneli’ndeki siyasi-sosyal mücadelede Türkiye’nin rolü

Daha evvel de çok kez ifade edildiği üzere Türkmenlerin bölgede tam anlamıyla varlık gösterebilmeleri için pek çok şartın sağlanması gerekmektedir. Bunların en başında bölgenin silahlı terör gruplarından arındırılması, Türkmenlerin can ve mal güvenliğinin tam ve sürekli olarak sağlanması gelmektedir. Devamında siyasi ve sosyal olarak varlık göstermeleri, bilhassa işgal öncesindeki ekonomik refahlarına ulaşmaları için çaba sarf edilmelidir. Millet olma şuurunu ayakta tutabilmek için de gerekli adımların daha fazla zaman kaybetmeden atılması elzemdir.