Yalniz demokrat’ın hayat hikâyesi

Gazeteci Fatih Uğur ile gazeteci ve akademisyen İhsan Dağı, aktif siyasetten çekileli 31 yıl olan ve geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz aksakallı siyaset ve devlet adamı Ferruh Bozbeyli’yi uzun soluklu konuşturmayı başarmıştır. Timaş Yayınevi’nin hatırat dizisinin “Nehir Söyleşisi” olan “Yalnız Demokrat: Ferruh Bozbeyli Kitabı” Haziran 2009’da yayınlanmıştı. Bozbeyli, genç kuşakların muhtemelen bilmediği, çok partili siyasi hayatımızın gençlik dönemlerine vakıf olanların hemen tanıyacağı bir politikacıdır. 27 Mayıs İhtilali sonrasında DP’lilerin yargılandığı Yassıada Mahkemesi’nde Demokrat Parti mebuslarından Osman Turan’ın avukatlığını yapan, Adalet Partisi’nin kuruluşunda bulunan; 4 dönem Milletvekilliği, bir dönem grup başkanvekilliği, 3 dönem Meclis Başkanvekilliği ve Başkanlığı, uzun süre Demokratik Parti başkanlığı ve muhalefet liderliği yapan Ferruh Bozbeyli’nin çocukluk, gençlik ve siyasi yaşam öyküsü bu eserde anlatılır.

Daha iyi anlaşılabilmesi için eseri kabaca 2 bölüme ayırabiliriz. İlk bölüm Ferruh Bey’in siyasete atılmadan önceki yaşamıdır. Bu bölümde çocukluğu, okul hayatı, hayat okulundaki başarıları; fikri yapısının filizlenip dallanıp budaklanmasına sebep olan aile çevreleri, kitaplar, olaylar, arkadaş grupları, fikir ve gönül insanları ile tanışması, muhtelif kültür, din ve edebiyat mahfillerinde bulunması; öğrenci derneklerinden milliyetçi derneklere kadarki çalışmaları ve siyasete atılmasına da neden olan 27 Mayıs İhtilali ve hemen sonrasındaki gelişmeler anlatılır.

İkinci bölümde ise Ferruh Bey’in Yassıada Duruşmaları’nda yaşadıklarından 1978’de aktif politikadan çekilmesine kadarki politik yaşamı anlatılır. Gazeteci Metin Toker’in “Yarı silahlı yarı külahlı ara rejim dönemi” diye belirttiği 27 Mayıs’ın hemen sonrası, Adalet Partisi’nin doğumu, muhalefetteki Adalet Partisi, Süleyman Demirel’in siyaset sahnesine çıkması ve siyasî arenada boy göstermesi, 4., 5. ve 6. dönem cumhurbaşkanlığı seçimleri, parti içi çekişmeler, AP’den büyük bir gövdenin kopması, bu gövdenin parti haline gelişi,  İsmet Paşa önderliğindeki CHP’nin tahlili, 22 Şubat darbe teşebbüsü, Demokratik Parti’nin girdiği seçimler, başarı ve başarısızlıkları vs. gibi birçok konu bölümün omurgasını oluşturur.

Bozbeyli, İstanbul’a okumaya gelmesiyle birlikte birçok aydın, yazar ve gönül adamıyla tanışma fırsatı bulur, sohbetlerine katılır. Kendisini yetiştirirken özellikle bazılarından fikir alışverişinde bulunmayı alışkanlık haline getirir, muhtelif mahfillerde bulunur. Milliyetçi, muhafazakâr bir aydın olarak kitap ve dergiler dışında beslendiği fikir sakalarını da açıklar. Bu şahsiyetler şunlardır: Necip Fazıl, Nurettin Topçu, Yücel Çakmaklı, Abdülaziz Bekkine Efendi, Hasan Basri Çantay, Samiha ve Ekrem Ayverdi, kitapçı Garbis Efendi, Safiye Erol, Sofi Huri, Nezihe Araz, İbnülemin Mahmut Kemal İnal Bey, Muhammed Zahit Kotku Hoca, Ali Fuat Başgil, kitapçı ve yayıncı Tahsin Demiray ve diğerleri. Bozbeyli’nin Samiha Ayverdi ile tanışmasına Garbis Efendi, Mehmet Akif Ersoy’u keşfetmesine de başka bir gayrimüslim Ohannes Efendi vesile olur. Garbis Efendi, Bozbeyli’nin entelektüel merakı, bilgi birikimi, beyefendiliği ve faalliği karşısında kumaşındaki farklılığı hemen fark eder ve Samiha Ayverdi Hanım’a takdim ederken şu öngörüde bulunur: “Hanımefendi size istikbâlde Cumhurbaşkanı olarak selamlayacağımız bir genç getirdim.” (s.67) Necip Fazıl hakkında iddia edilen “Kompleksli, gururu kibir noktasındaydı.” ithamlarına Bozbeyli de katılır.

Yazar, 27 Mayıs sonrası özellikle de Yassıada Mahkemelerindeki hukuk dışı uygulamalar, insan hakları ihlalleri hakkında onlarca anekdot anlatır. Demokrat Partililerin verdiği savunmaları anlatırken Sabık Başbakan Adnan Menderes ile Sabık Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın tavrını karşılaştırır. Bayar’ın mahkeme heyeti karşısında çok diri duran, ezilmemiş bir insan portresi çizdiğini, buna karşın merhum Menderes’in ise sanki yumuşak bir tavır takındığı takdirde onların merhametini çağıracağı gibi bir ruh halinde olduğunu ifade eder. (s.127) 27 Mayıs savunucularının Demokrat Partililere karşı tahammülsüzlüğünden bahsederken Demokrat Parti ve geleneğinden gelen birçok siyasetçi ve aydının görmezden geldiği bir durumu ifade etmekten kaçınmaz Bozbeyli: “Yalnız acaba Demokratlar, Halk Partilileri oraya tıksaydı, daha mı adil örnekler verilecekti diye de düşünüyorum zaman zaman. Evet diyemiyorum. Ve bundan ciddi şekilde müteessir oluyorum…” (s.123) Yassıada’ya dört yüz bin ihbar dilekçesi geldiğini, bunların bir kısmına Meclis Başkanı olduğu dönemde bakma fırsatı bulduğunu açıklar. Durumun vahametini anlatırken bir lokantacının başka bir lokantacıyı; bir ayakkabıcının başka bir ayakkabıcıyı şikâyet etme noktasına kadar geldiğini söyler. CHP’nin kışkırtıcı ve tahripkâr politikalarından bahsederken DP’nin en büyük hatası olarak da seçim sonuçlarına “yendik”, “mağlup ettik” şeklinde yaklaşması gerekirken “ezdik”, “bastıra bastıra ezdik” üslubunu seçtiğini; bu üslubu yalnızca seçim sonuçlarında değil, bütün iktidar dönemi boyunca kullandığını ifade eder. (s.211) Askerin siyasete müdahalesinin yanlışlarını anlatırken 5. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AP ile CHP’nin ortak adayı olarak Cevdet Sunay’ın çıkarılıp seçilmesi hakkında sivillerin birbirlerine bu makamı layık görmediği için bu durumun oluştuğunu belirtir.(s.231)

Cumhuriyet tarihinin en genç Meclis Başkanı olur. Meclis Başkanlığı öncesinde bulunduğu görevlerindeki ihtimam ve adaletli tavrı da göz önünde bulundurduğundan olsa gerek CHP, Bozbeyli’nin karşısına aday çıkarmaz. İsmet Paşa, yeni başkana başkanlık yaptığı süre boyunca “Genç Başkan” diye hitap eder ve Meclis kürsüsünden “Ben elli yıllık parlamenterim. Gelmiş geçmiş Meclis Başkanlarını tanırım. Bozbeyli’nin kıymetini bilelim, onun gibi başkan ilk defa geliyor.” (s.220) sözünü söylemekten geri durmaz. TBMM’de ilk mescidin açılışının ve ilk iftarın kendisinin döneminde gerçekleştiğini, CHP’nin bu duruma şiddetle karşı çıktığını belirtir. Bozbeyli’nin İsmet Paşa ile ilişkisi dikkat çekicidir. İsmet Paşa’dan kendisinin ve bizim öğreneceğimiz çok şey vardır. Atatürk’ün Millî Mücadele döneminde çok bunaldığı bir dönemde İsmet Paşa’ya: “Bu Meclis ile harp kazanılmaz. Meclis’i kapatmamız lazım” dediğinden ve karşılığında İsmet Paşa’nın verdiği cevaptan söz eder. İsmet Paşa’nın cevabı Mustafa Kemal Paşa’yı ikna edecek cinstendir: “Paşam, Sultan Abdülhamit de Meclis’i açan adamdır. Fakat tarihe Meclis kapayan bir adam olarak geçmenize razı olamam.” (s.242) İsmet Paşa’nın gazetecilerin aradığı manşetlik haberleri çok iyi sezdiğini ve bildiğini belirtir. (s.252)

Eserde, tabii olarak en çok bahsedilen siyasî lider eski genel başkanı Süleyman Demirel’dir. Eski Cumhurbaşkanı Demirel’in politik kurnazlıklarıyla ilgili birçok anekdot anlatır. Cemaat oylarının azımsanamayacak bölümünün Adalet Partisi’nde buluşmasında Sayın Demirel’in ustalığını vurgular. Bozbeyli, siyasette ‘uygun’ kelam etmenin her zaman ‘doğru’ söylemekten daha önemli olduğunu iyi bilen ve bunu ustalıkla yapan kişilerin başında Sayın Demirel’in geldiğini belirterek (s.281) bununla ilgili bir olay anlatır. Süleyman Demirel’i Meclis kürsüsünden hırsızlık ve yolsuzlukla itham eden Millet Partisi’nin Kırşehir Mebusu Memduh Erdemir’in bir süre sonra AP’ye geçecek olması gazetelerde yazılınca Bozbeyli durumdan rahatsız olur. Demirel’e bu rahatsızlığını bildirir. Demirel’in verdiği cevap çok orijinaldir: “Adamın marifeti saldırmak. Karşımızda durursa bize saldırıyor. Yanımıza alırsak Halk Partisi’ne saldırtırız.” (s.398) Öte yandan Bozbeyli, eleştiri oklarını en çok Demirel’e fırlatmasına rağmen kendisinden her bahsettiğinde “Süleyman Bey” demesi, ne kadar nezaket sahibi bir beyefendi olduğunun göstergesidir.

Değerlendirme

Eser, Bozbeyli’nin çocukluğundan siyasetten emekliye ayrıldığı döneme kadarki yaşamını anlatır. Bozbeyli’nin entelektüel merakının yüksek oluşu hemen göze çarpar. Mesleki bilgi, beceri ve kültürünün yüksekliğini eserin ilk bölümünde gösterdiği çaba, gayret ve çalışmalara borçludur. “Demokratik Sağ” kavramını da ilk ortaya atan kendisidir.(1) Siyasi yaşamıyla ilgili tecrübelerini anlattığı bir kitabını geçtiğimiz yıllarda okumuştum.(2) Yalnız Demokrat’ın içeriğinin daha geniş ve dolgun olduğunu; bu başarıda sorularıyla Ferruh Bey’i sıkıştıran gazeteci Fatih Uğur ile gazeteci ve akademisyen İhsan Dağı’nın payını da inkâr etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Siyasi atmosferin kızıştığı, hararetin yükseldiği bugünlerde gerek iktidar gerekse muhalefet partilerinin yöneticilerinin yerinde olsaydım; Ferruh Bozbeyli’nin anlattıklarını ciddiye alırdım. 92 yıllık ömrünü dolu dolu geçiren ulu çınarın siyasi tecrübelerinden damıtarak vecize haline getirdiği, siyaset üzerine söylediği üç sözüyle yazıma son veriyorum: “İnsanları ürküterek siyaset yapılmaz.”, ”Siyaset ortak aklı bulma mücadelesidir.”, “Siyaset demek bazı insanları, bazı olayları zaman içerisinde sizin istediğiniz programın hizmetine sunmak için ayarlayabilme ustalığıdır. ” (s.362)

(1) Bu kavramı şu kitabında derinlemesine açıklar: Ferruh Bozbeyli, Demokratik Sağ, 1976, İstanbul, Dergâh Yayınları.

(2) Ferruh Bozbeyli, Alaca Siyaset (Siyasî Hikâyeler), 173 Sayfa, II. Baskı, 2000, İstanbul, Babıali Kültür Yayıncılığı