Zorlu Töre: “Yeni kurulacak hükümet sadece Kıbrıs Türklerinin değil tüm Türk Milleti’nin hak ve menfaatlerine uygun politika ve stratejileri uygulayacaktır.”

KKTC Meclis Başkan Yardımcı Zorlu Töre ile KKTC’de yaşanan siyasi gelişmeleri ve Doğu Akdeniz’de yaşanan siyasi krizin yavru vatan KKTC tarafında nasıl karşılık bulduğunu konuştuk

Hükümetin feshedilmesinin ardında KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından hükümeti kurma görevi UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’a verildi. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Önümüzdeki günlerde KKTC’yi neler ve nasıl bir süreç bekliyor?

(UBP) Ulusal Birlik Partisi meclisteki en büyük partidir. Daha önce dört küçük parti bir araya gelerek hükümet kurmuşlardı. Ama kurulan bu hükümetin zaten ok uzun vadeli olacağı düşünülemezdi. Dolayısıyla içlerinden bir tanesi şu anda koalisyondan çekildi. Çekilince de tabii ki hükümet istifasını sundu. Bundan ötürü de şu anda 21 milletvekili olan Ulusal Birlik Partisi ile 9 milletvekili olan ve hükümetten çekilen Halkın Partisi birlikte bir koalisyon kuracak.

Kıbrıs meselesine bakış açısında iki partinin ortak ve benzer görüşleri bulunmaktadır. Her ne kadar tamamıyla örtüşmese de milli davaya bakış açısında müşterek noktaları bulunmaktadır. Dolayısıyla kurulacak olan hükümet daha uzun vadeli olabilir ve ana vatan Türkiye ile birlikte milli meselelere müşterek bir şekilde yaklaşabilirler. Dolayısıyla hem Doğu Akdeniz bölgesinde hem Kıbrıs Türk halkının hem de ana vatan Türkiye’nin eli daha güçlü olacaktır.

Hükümet modeli Kıbrıs’ta ortaya çıkmış olacaktır. Dolayısıyla Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs adasının etrafındaki (MEB) Münhasır Ekonomik Bölgelerde Kıbrıs Türk halkının hakları vardır. Bu haklar Rum tarafınca gasp edilmektedir. Ama ana vatan Türkiye ile müşterek yapılan Münhasır Ekonomik Bölge sahalarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye’yi yetkilendirme anlaşması vardır. Dolayısıyla hem Türkiye 1960 tarihli garantörlüğün üyesi olarak hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bölge anlaşmasıyla olan yetkiyi vermiş olmasını ana vatan Türkiye şu an kullanıyor. Bununla ilgili de Kıbrıs Türk halkı Türkiye’ye daha fazla güveniyor. Türkiye garantör olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunda yer aldı. Bu garantörlük konusunda Kıbrıs Türk tarafı asla taviz vermemelidir.

Şu anki mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı “Garantörlük tabu değildir” şeklindeki beyanıyla garantörlüğü de masaya yatırmıştır. Ama şu anda ipler değişiyor, şartlar değişiyor. Daha milliyetçi, Kıbrıs Türklerinin ve tüm Türk Milleti’nin menfaatlerini düşünen ve muhafaza eden bir hükümet modeli ortaya çıkacaktır.

Daha önceki dörtlü koalisyon hükümetinde iki tanesi çok daha farklı düşüncelere sahip daha farklı yaklaşımlar sergileyen ve “Garantörlük tabu değildir” diyen Mustafa Akıncı ile birlikte aynı düşünceleri paylaşmaktaydılar. Ama şu anda şartlar değişiyor ve daha güçlü daha milli ve daha inanılır bir hükümet kurulacak. Durum bunu gösteriyor.

Sadece Kıbrıs Türklerinin değil tüm Türk Milleti’nin milli hak ve menfaatlerine uygun davranacak, politika ve stratejilerini bunun üzerine kuracak bir hükümet olacak ve olması için çalışacağız. Ana vatan Türkiye ile birlikte müşterek iş birliğine daha yakın bir hükümet olacak.

Yeni hükümetin uzun soluklu olacağını düşünüyor musunuz? Yoksa ufukta bir erken seçim söz konusu olabilir mi?

Esasen seçimlere daha üç buçuk yıl var. Fakat kurulacak olan hükümet üç buçuk yıl dayanır mı dayanmaz mı bunu bilemeyiz. Lakin gönül arzu eder ki kurulacak olan hükümet üç buçuk sene boyunca devam etsin. Dilerim üç buçuk yıl devam eder her hangi bir seçim sürecine girilmez. Bu şekilde halkın demokrasiye olan inancı da zedelenmez. İnşallah uzun soluklu bir hükümet olur.

Geçtiğimiz aylarda yapılmış olan Mavi Vatan-2019 tatbikatı ile şu an yapılan Denizkurdu-2019 tatbikatı KKTC’de nasıl yankı buldu?

Bu operasyonlar ana vatan Türkiye’nin gücünü göstermektedir. Üç denizde birden tatbikat yapmak Türkiye’nin ve Türk ordusunun hem denizde hem karada hem de havada güçlü bir orduya sahip olduğunu gösterir.

Türk ordusu ‘ordu millet el ele’ anlayışı çerçevesinde bizler Türkiye’ye büyük Türk Milleti’ne daha fazla güven duymaktayız.

Doğu Akdeniz’de geçtiğimiz hafta yaşanan ve hala süren siyasi kriz hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

Avrupa’ya güvenmek hiçbir zaman doğru değildir. Amerika’ya güvenmek de doğru değildir. Zaten Türkiye de bunlara bu ülkelere güvenmiyor. Türkiye kendi hak ve çıkarlarını müdafaa etmek için çeşitli uygulamalara başvuruyor. Mesela silah alımı konusunda Rusya ile ciddi bir yakınlaşma oldu. Amerika Türkiye’ye silah satmazsa bazı noktalarda şartları yerine getirmemezlik yapıyor. Dolayısıyla Türkiye seksen iki milyon nüfusu ile güçlü bir ülkedir. Keşke bu 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmasaydı. Türk ordusu ve Türk Milleti burada derin yaralar aldı. Lakin bizler inanıyoruz ki Türkiye dünyada büyük bir güçtür ve öyle kalacaktır. Doğu Akdeniz meselesi gibi herhangi bir siyasi krizde Türk ordusu önleyici bir faktör, caydırıcı bir güç olarak yerini alacaktır. Türk ordusu güçlüyse ne Amerika ne Rusya ne Fransa hiçbir şekilde savaşa girmez. Bunun örnekleri mevcuttur. Fırat Kalkanı ve Zeytindalı harekâtında Türkiye’yi kimse durduramamıştır ve kendi güvenliğini sağlamak için sınır ötesi harekâtlarını yapmıştır. Doğu Akdeniz’de de aynısı olur. Türkiye bu kararlılığı ile devam ettiği sürece gerek Avrupa ülkeleri olsun gerek Amerika olsun yapmış oldukları protestoları boşa çıkacaktır ve daha ileriye gidemeyeceklerdir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’de uyguladığı politika hakkında neler düşünüyorsunuz? Yapılan uygulamalar sizce yeterli mi?

Ana vatan Türkiye’de milli meselelerde bir kararlılık olduğunu görüyoruz. Bunlar merdivenin ilk basamakları, merdiven bir bir çıkılır. Ana vatan inşallah bu kararlılığını ilerleyen süreçte de devam ettirir.

Eski Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis “Türkiye şaka yapmıyor. Aklınızı başınıza toplayın. Doğu Akdeniz’de tek başımıza doğal gaz ve petrol yataklarını yönetemeyiz. Yardım vaat eden ülkeler de son noktada Türkiye ile Türk ordusu ile savaşa girmezler” şeklinde bir uyarıda bulunmuştu.

Biz ana vatan Türkiye’nin kararlı duruşuna devam edeceğine inanıyoruz. İnşallah arama bölgelerindeki arama faaliyetlerinde Türkiye amacına ulaşır. Doğal gaza ve hidrokarbon yataklarına ulaşır.

15 Temmuz 1974 tarihinde yapılan Enosis darbesi 20 Temmuz’da Türk Ordusunun cevap vermesiyle son bulmuştur. Kıbrıs coğrafyası da ikiye bölünmüştür. Bu demek değildir ki Kıbrıs Cumhuriyeti güneyde tamamen Rumların kontrolündedir ve dünya bize haksızlık yaparak Rum yönetimini tanıyor diye denizlerdeki haklarımızı da onlara bıraktık. Böyle bir şey yok. Denizlerdeki haklar müşterektir. İyi ki ana vatan Türkiye var Türk Milleti var.

Geçtiğimiz günlerde ABD’de bazı düşünce kuruluşlarının Washington yönetiminin Rum kesimine uygulanan silah ambargosunu kaldırmasının tam sırası olduğu yönündeki açıklamaları gündem olmuştu. ABD’nin bu tavrı, İngilizler’in adadaki uçak sayılarını arttırmaları ve buna benzer hadiseleri nasıl yorumlamak gerekir? Türkiye’nin alması gereken önlemler nelerdir?

İngiltere’nin Avrupa’dan Sorumlu Devlet Bakanı’nın Kıbrıslı Rumlara seslenerek Kıbrıslı Rumların Münhasır Ekonomik Bölge ilan ettikleri bölgelerin şaibeli olduğu, gerçekleri yansıtmadığı yönünde bir açıklaması oldu. Rum tarafı bu açıklamadan büyük rahatsızlık duydu.

Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı dayandığı müddetçe kararlılığını sürdürdüğü müddetçe mutlaka kendisine başka ülkelerden taraftar bulacaktır. Haklarımızı koruyarak mücadele etmeye devam edeceğiz.