Konuk Kalemler

Tüm yazıları
...

HALK TV VE İHANET ODAKLARI, ELİNİZİ KAYMAKAMDAN ÇEKİN!

Ali Kızgınoğlu

Cuma hutbesi tartışmaları büyüyor. Hutbeyi, aziz şehitlerimize dua edilen ve terörün lanetlendiği bölümleri çıkararak okuyan cami imamına Kulp Kaymakamı Burak Akeller tepki göstermişti. Bunun üzerine kaymakama karşı alçakça yapılan saldırılar örgütlü bir şekilde büyümeye başladı.

Ne Olmuştu?

19 Ocak 2024 tarihinde Kulp ilçesi Bahçelievler camii imamı cuma hutbesini, aziz şehitlerimize dua edilen ve terör saldırılarını lanetleyen bölümü çıkararak okudu. O esnada cuma namazını kılmak için camide bulunan Kulp Kaymakamı Burak Akeller durumu fark edip müdahale etti. İmam yanlışlıkla atladığını söyledi ve hutbeyi düzelterek okudu. Namaz sonrası imam odasında, kaymakam ve imam arasında gerçekleşen görüşmede, kaymakam neden o bölümü atladığını sorduğunda imamın verdiği cevap “Bize de baskı oluyor” oldu. Bu cevaba sinirlenen kaymakam “Sen devletin imamısın, kim baskı yapabilir?” diyerek tepkisini gösterdi.

Darp İftirası ve Trajikomik Darp Raporu

İddiaya göre bağlı bulunduğu sendikanın yönlendirmesiyle iftira yolunu tutan imam, darp raporu aldı. İmamın aldığı rapor, bacağında ağrı beyanı (dikkat edin ‘beyanı’) ve bacağındaki büyüteçle görülebilen bir çiziği içeren bir sağlık durum raporuydu. Darp ile ilgili hiçbir bulgu ve ifade bulunmayan bu trajikomik raporu, iftirasına dayanak gösterme çabasındaki imam bu rapor ile komik duruma düştü.

Müfteri İmamın Meslek Ahlakı(!)

Kaymakamın kendisine “Sen terörist misin” sorusu sorduğunu iddia eden imam, bu soruya çok alındığını ve babasının geçici korucu, abisinin polis olduğunu beyan etti. Buradan hareketle bazı sorular akılları kurcalamaktadır. Yanlışlıkla bu bölümleri atladıysa neden “Baskı oluyor” şeklinde bir savunma yaptı? Bilinçli olarak bu bölümleri çıkardığı belli olan imam bir ihanetin içinde değil ise bu bölümleri neden çıkardı? Eğer korkuyor ise, her daim hakkı söylemesi icap eden bir ahlaka sahip olmayı gerektiren bu kutsal mesleği neden icra etmeye devam etmektedir? Müfteri imamın darp iftiraları ortaya çıktığında mesleğine devam ettirilecek midir?

Saldırıların Hızlıca Örgütlenmesi Dikkat Çekti

Olay üzerine kaymakama yapılan saldırıların hızlı bir şekilde örgütlenmesi dikkat çekicidir. Teröre karşı tavrını her daim net bir şekilde gösteren Burak Akeller, Türkiye’de toplumsal yarılma arzulayan belirli odaklar tarafından hızlı bir şekilde hedefe koyuldu. Ali Yalçın, Ali Yıldız ve Muammer Karaman gibi sendikacıların devlete ve bakanlara örtülü talimatlar verircesine kaleme aldıkları metinler sosyal medyadan servis edildi. Devletin kaymakamının adeta kellesini istercesine devlete parmak sallayanların bu cüreti kimden aldığı sorgulanmalıdır. Vatanı, devleti ve milleti için canhıraş görevini yapan ve teröre karşı tavrını her daim net bir şekilde, korkusuzca gösteren bir kaymakamı hedefe koymak için fırsat kolladığı aşikâr olan bu zevatlar kimlerden güç almaktadır?

Halk TV ve Avaneleri Yine Başrole Soyundu

Özellikle sosyal medyada Kaymakam Burak Akeller’e karşı Sezgin Tanrıkulu, bölücü medya ve PKK medyası, FETÖ hesapları ve ihanet için fonlanmış gruplar gibi şer odaklarının yine cephe birliği yaptığı dikkatlerden kaçmadı. Televizyon medyasında ise başrolü yine Halk TV üstlendi. Özellikle Bengü Şap Babaeker’in programında alçakça iftiralar ve saldırılar devam etti.

Bengü Şap Babaeker’in Yönettiği Programdaki Alçakça Saldırılar

Mantıklı tutarlılıklar bile içermekten uzak saldırılar Halk TV’nin kime ve neye hizmet ettiği sorusunu bir kez daha gündeme getirmektedir. Sosyal medyada da cephe birliği yaptığına değindiğimiz şer gruplarının kullandığı argümanların çoğu bu programda da kullanıldı. Nedir bu alçak saldırı argümanları kısaca bakalım.

“Sehven” Mi? “Baskı” Yüzünden Mi?

Bengü Şap Babaeker, imamın atladığı kısımların sehven atlandığını vurgulayarak meseleyi basitleştiriyor ve geçiştirmeye çalışıyor. Turhan Çömez söz konusu kısımların şehitlerle ilgili olduğunu ve atlanmasının kabul edilemeyeceğini söylediğinde ise Babaeker -imamın da kaymakama ifade ettiği gibi- “baskı yüzünden” bu bölümlerin atlandığını söylüyor ve kendisiyle çelişiyor. Peki neden hala “sehven” atlandığı savunmasında ısrar ediliyor? Bal gibi bilerek atlıyor imam bu bölümü. Israrla “sehven” vurgusuyla meseleyi geçiştirmeye çalışmak, gazetecilik namusuna ne kadar uymaktadır?

“Kaymakam Hutbeyi Beğenmedi” Yalanı

Program boyunca ekranın alt kısmında “Kaymakam hutbeyi beğenmediği için imamı darp etti” yazısını görüyorsunuz. Hutbeden çıkarılan bölüm aziz şehitlerimiz ve terörün lanetlenmesiyle ilgiliyken, “Kaymakam hutbeyi beğenmedi” ifadesi bir başka çarpıtmadır. Yine bir başka çarpıtma da “Kaymakam darp ettiğini inkâr etti” ifadesidir ki Halk TV’nin ana haber bültenindeki haberinde de bu şekilde ifade edilmiştir. Özellikle “inkâr” kelimesini kullanıyorlar ki, algı sözde darp hadisesinin gerçekliği yönünde olsun. Bunlar sanki yargılamayı yapmışlar, darp hadisesini ispatlamışlar da “Kaymakam inkâr etti” diyorlar.

“Kaymakam Usul Hatası Yaptı” İddiası

Argümanlardaki tutarsızlığı bilen Babaeker ve katılımcılar, “Ne olursa olsun kaymakamın tutumu yanlış” argümanına sığınıyor. Özellikle Figen Albuğa Çalıkuşu’nun başını çektiği bu argüman da temelsizdir ve yalandır. İlçede kaymakam imamın amiridir ve personelinin yanlışına müdahale edebilir. İmamın yanlışına anında ve yerinde müdahale etmek usulde hata değildir. Turhan Çömez’in “Siz atlanan bölümü okudunuz mu?” sorusu üzerine Bahadır Özgür’ün “Ben şimdi sizden duydum” şeklinde cevap vermesi, tamamen alçakça saldırıya kilitlenmiş bir şer odağının, çökmeye mahkûm argümanlarının karşısında düştüğü garabetin ifadesidir. Turhan Çömez ise “Kaymakamın tutumu yanlıştır” iddiasını destekleyerek duruşunu bozmuştur. Kendisi de bir hukukçu olan Çalıkuşu ise, “İmamı odasına çekti, gel odama dedi” şeklinde olayı dramatize ederek ve sanki kendisi de oradaymış gibi “pata küte dalarak” ifadesiyle darp iftirasına, adli mercilerden kesin bir karar çıkmadan ortak olmuş ve mesleki ahlakını ortaya koymuştur.

Kaymakam Hutbeyi Önceden Okumuş. Yani?

Turhan Çömez’in ortaya koyduğu, kaymakamın öncede hutbeyi okuyarak, planlı şekilde camiye gittiği iddiası da bir başka saldırı argümanıdır. Diyanet her hafta önceden hutbeyi paylaşır ve vatandaşlar dahi hutbeyi önceden okuyabilir. Kaymakamın bir görev titizliği içinde önceden okuması ise ancak takdir edilir. Kaldı ki imamla ilgili bir ihbar alarak planlı bir şekilde gitmiş olsa bile bu da görev ve sorumluluk kapsamında bir titizliğin neticesidir. Kaymakam görevini yapmıştır.

“Ama Orası Diyarbakır Kulp İlçesi” Ne Demek?

Turhan Çömez’in “Diyanet’in hutbesi doğrudur” ifadesi üzerine “Ama orası Diyarbakır’ın Kulp ilçesi” şeklinde cevap veren Babaeker, Çömez’in “Ne demek, orası da Türkiye’dir” çıkışı üzerine ortaya koymak istediği görüşünün devamını getiremedi. “İmam tehdit ediliyordur” diyebildi sadece. Babaeker’in ifadelerindeki alt metin gayet açık ve nettir. “Orada şehitlerle ilgili konuşulmaz” demek istemektedir. Babaeker ve Halk TV, Türkiye’yi zihninde bölmüş müdür? Alt metinden, satır arasından çıkan netice bu değil midir? Babaeker ve Halk TV zihniyeti, şehitlere dua edilmesinden rahatsızlık duyulmasına en hafif tabirle anlayış gösterilmesine taraftardır. Devletin ve milletin irade göstermesinden rahatsızdır. Halk TV ve avaneleri, bölücü zihniyetin örtülü ortağı gibi bir tavır sergilemektedir. Böyle bir garabetin içine düşmüş olan Halk TV ve avaneleri, içindeki ihanet zihniyetini açıkça savunma cesareti gösteremese de emareleri gizleyememektedir. Binde bir bile toplumda karşılığı olmayan Halk TV ve avanelerinin propaganda imkânı kendilerini aldatmasın. Türk milletinin feraseti onları bir gün kendi iftiralarında boğacaktır.

Alçak Saldırılar Karşısında Türk Milleti Refleks Göstermiştir

İmam ve kaymakam arasındaki meseleyi din ve vesayet çatışması gibi gösterip hükümetin tuzağa çekilmesi alçaklığını da Halk TV dahil muhtelif mecralarda görmekteyiz. Yine bu mesele üzerinden devletin bölge insanına kaymakam eliyle zulmettiği yalanını da gördük. Şimdiye kadar sıraladığımız alçak iftiraları da beraberinde değerlendirdiğimizde; devlet ve millet değerlerinin karşısında cephe tutan bir şer ittifakının örgütlü saldırılarıyla Türk milletinin başında ne denli bir tehdit olduğunu anlamalıyız. Yine de ne var ki, örgütlü saldırılarla devletin bir kaymakamını “Yiyebiliriz” diye düşünenler, Türk milletinin refleksiyle karşılaşmıştır. Burak Akeller artık Türk milleti için bir şeref ve haysiyet meselesidir. Burak Akeller, zorlu şartlarda layıkıyla görevini yapmış, Suriye’de kelle koltukta vazifelerini başarıyla icra etmiş, deprem bölgelerinde yağmur çamur demeden gece gündüz canhıraş çalışmış, her koşulda devletin ve milletin şeref ve haysiyetini müdafaa etmiş ve cesaretle teröre karşı tavrını her daim göstermiş şerefli bir kaymakamdır. Türk milleti, böyle şerefli ve celadet sahibi bir kaymakamını hiçbir şer ve ihanet odağına yedirtmez ve yedirtmeyecektir.