Harun Meral

Tüm yazıları
...

SEYRETMEYELİM, ÖNERİDE BULUNARAK TEKLİF SUNALIM.

Henüz yazar hakkında detaylı bilgi verilmemiştir.

Harun Meral

Bugün Türkiye de toplum siyasallaştırılmış, yüzeysel din anlayışının, yarı aydın bir burjuva baskısının, güdümlü medyanın ve sosyal adaletsizliğin pençesinde adeta can çekişerek kimlik değiştiriyor. Cemil Meriç'in deyimiyle “Ne tam Müslüman ne de tam Türk’üz." Milli kimliğimiz yıpranıyor hızla. Bizi biz yapan değerlerin yerini milli olmayan siyasi tercihler, politik farklılıklar alıyor ve özentili hayat tarzı hızla rağbet görüyor. Kelimenin tam anlamıyla çözülüyoruz.

Hal böyle iken biz Türk Milliyetçileri kendi sosyo-politik düşüncelerimizi neden sahiplenemiyoruz?

Bu durumdan kurtuluşun tek bir yolu var. O da, Türk Milleti’nin binlerce yıllık ruh dimağından süzülüp gelen değerlerin bugüne hâkim, yarınlara da taşınabilir olmasını sağlayacak kurumsallaşmış bir karşı duruş geliştirmek şarttır.

Şikâyet ettiğimiz düzene ve siyasi tahakküme son verebilmenin yolu “Ülkücü Dünya Görüşü” çerçevesinde yeni bir terkip, yeni bir ekol tesis edebilmekten geçiyor.

Yaşadığımız Türkiye ve Türk Dünyası gerçekleri “Ülkücü Dünya Görüşü” doğrultusunda başlatılacak bir uyanış hareketine duyulan ihtiyacı kaçınılmaz hale getirmiştir.

Kapitalizmin şekillendirdiği hayat tarzını söküp atacak bir millî ekonomi ve iktisat perspektifi teklifi yapmak zamanı geçiyor.

Aslında dile getirdiğim mesele yeni bir adım değil. Yıllar önce Alparslan Türkeş'in Türkiye gündemine getirdiği bir konudur. Unuttuklarımızı hatırlayalım diyorum yani.

“Ülkücü Hareket ve Ülkücü Dünya Görüşü” doktrini çerçevesinde yeni bir siyasi yaklaşım ve Türkiye gerçeklerini göz ardı etmeden yeni bir sosyal düzen tarzı önermek zorundayız.

Devamlı hareket ve devamlılığı olan bir hareket özelliğimizi kaybettik. Durup seyretmek bize göre değildir. Söz sahibi olabilmenin yollarını zorlamak zorundayız.

Alparslan Türkeş tarafından temelleri atılan fikir, düşünce, teşkilatlanmak, kadrolaşmak, kitleleşmek ve devletleşmek formülü şimdilerde sımsıkı sarılmamız icap eden yegâne stratejimiz olmalıdır. Ülkücü hareketin 1970’li yıllardaki eğitici ve yetiştirici fonksiyonunun yeniden uygulanır hale gelmesi lazımdır. Bu itici güç sayesinde kazanacağız kaybettiklerimizi.

Alparslan Türkeş'in vefatından sonra Ülkücü hareket içinde güç kazanan yönetim tarzı tarihsel gerçekliğimize uygun olmadığından dolayı biz kaybettiklerimizi bulmak için önce sivil inisiyatif şuuruyla hareket eden bir uyanışla yeniden toparlanarak siyaseti kuşatmalıyız.

Yönetenlerin yönetimi fikir ve düşünce önermekle gerçekleşir, seyretmekle değil.

“Millî Devlet” gazetesi bu anlamda önemli bir eksiği telafi edecektir.

Okuyalım, abone olalım, abone bulalım.