Söyleşiler

Türkiye, demografik bir operasyonun tam ortasındadır ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMALIYIZ Uzun vadeli yapısal reformlara ihtiyacımız var Zorluk, kıtlık, sefalet… KERKÜK DÜŞERSE DİYARBAKIR DÜŞER, ANKARA SARSILIR SURİYE’DE NORMALLEŞME UZAK İHTİMALDİR YUNANİSTAN KÜLTÜREL SOYKIRIM YAPMAKTADIR
EVİMİZ YANIYOR

EVİMİZ YANIYOR

Prof. Dr. Doğan Kantarcı ile günlerdir söndürülemeyen ve her geçen gün farklı noktalara sıçrayan orman yangınları hakkında konuştuk.

Ülkemizin çeşitli yerlerinden gelen onlarca orman yangını haberi milletimizin yüreklerini dağlamaya devam ediyor. Eş zamanlı olarak ortaya çıkan bu yangınların sebebi nedir?

Bu kadar çok yangının aynı anda çıkması kundaklama ve sabotaj olduğunu bizlere gösteriyor. Bunu rahatça söyleme nedenimiz ise ormandaki canlıların sigara içip, ateş yakıp bir de bunları söndürmeden gitmek gibi bir tabiatları olmaması ve eş zamanlı olarak ülkemizin her yerinde orman yangınları çıkmasıdır. Dolayısıyla durup dururken ormanda yangın çıkmaz. Bazen bu mesele iklim değişikliğine de bağlanıyor. Bu konunun sadece bir yüzü olsa da doğrudur. İklim değişikliği yangınları şöyle etkiliyor: Daha önceden Kanada’da ortaya çıkan, ısı kubbesi denen bir olay var. Isı kubbesi, alçak basınç alanının şiddetlenmesiyle ortaya çıkar. Bu sebeple Kanada bundan çok zarar gördü. Türkiye’de ise eskiden ısı adası denen bir olay görürdük. Bu ise şehirlerdeki betonlaşmadan dolayı ortaya çıkar ve boğucu sıcağa neden olurdu. Fakat şimdi Türkiye’de de ısı kubbesi görüldü. Aslına bakıldığında benzerleri her sene oluşurdu. Çünkü eskiden temmuz-ağustos aylarında Basra Alçak Basınç Alanı, Anadolu’ya doğru yayılırdı ve daima kuru, sıcak bir hava eserdi. Buna Arapça ‘eyyamı bahur’ denir. Şu anda o günleri yaşıyoruz. Tabi bu geçmişten beri yaşadığımız bir şey ancak önceden bu sıcaklık 30-35 derece olurdu. Şimdi ise sıcaklık 45-50 derece arasında olduğu için yangınların şiddetini ve yayılma alanını arttırıyor. Bütün bunlara rağmen yangınların çıkma sebebi bu değildir. Bu şiddetli ve hızlı yayılmasının sebebidir. Yangınların çıkma sebebi tamamen insanlarla ilgilidir. Yani sönmeden atılan sigara izmaritleri, söndürülmeden bırakılan mangallar ve kundaklama.

Orman yangınları neredeyse saat başı farklı bir yerde ortaya çıkarken, devletimizin bu yangınlarla mücadele noktasındaki yeterliliği ne derecededir?

Orman teşkilatı, devlet içinde devlet gibi nitelendirilebilecek çok kuvvetli bir teşkilattır. Orman teşkilatının bu yangınlarla mücadele edebilmesi için yeteri kadar gücü, kudreti ve personeli vardır. Ancak siz bu personeli yeterli bir şekilde eğitmişseniz bu personel ormandaki yolları, yangının önünü kesecek yangına müdahale edebilecek yolları biliyorsa o zaman personeliniz yangına müdahale edebilir. Yoksa ormanını tanımayan personelle yangınlara karşı mücadele edilmez. Ayrıca personelin eline yeterli araç ve gereç verilmesi lazımdır. Bu yangınların önünü kesecek iki araç var. Birincisi yangının ilerleme alanına su atacak uçaklar, ikincisi yangının içine yani yangının patladığı yerlere nokta atışı ile su atacak helikopterler. Burada belirtmek gerekir ki uçaklarla helikopterlerin kullanım yerleri ayrıdır. Uçaklar yangının yayılma noktalarına doğru su atıp yayılmayı önler. Helikopterler ise yangının iç noktasına su döker. Çünkü uçakların yangının halihazırda yandığı noktaya su atabilmesi için alçalması lazım fakat uçaklar o kadar çok alçalamazlar çünkü sıcaktan patlayabilirler. Daha yukardan atmaları gerekir. Fakat bu sefer de atılan su buharlaşacaktır. Bu nedenle uçaklar yangının yayılacağı noktalara su bırakarak yangının yayılmasını engeller yangını söndürmezler. Helikopter ise yeterince alçalıp su bırakabileceği için yangının patlama noktasına su bırakıp yangını söndürebilir. Orman teşkilatının elinde ise yangınların yayılmasını engelleyecek yeterli uçak yok. Eldeki 3 uçakla bu iş olmaz. Diyorlar ki “2 uçak Ukrayna'dan gelecek”. Sağ olun eksik olmayın ama Türk Hava Kurumu'nun elindeki uçakları niye kullanmıyorsunuz. Bu sefer de “Onlar tek motorlu uçaklar o yüzden kullanıma uygun değil”. Biz yıllarca tek motorlu uçaklarla yangınlara müdahale ettik. Şimdi de sorulunca “çift motorlu, 5900 kilo su taşıyan uçaklar var onları kullanıyoruz eski uçaklar uçmuyor” deniliyor. Dürüst konuşalım! Çünkü elimizde kayıtlar var ve o uçaklar uçuyorlar ama siz “biri saatte 12 ton su atıyor diğeri 84 ton su atıyor” diyemezsiniz. Siz bir savaş içerisindesiniz ve savaşta elinize hangi silah geçerse onu kullanırsınız. Siz 3 tane uçak varken 6 tane de Türk Hava Kurumu uçağını kullansaydınız kötü mü olurdu? Bir tarafta ormanlarımız, evlerimiz, hayvanlarımız yanarken diğer tarafta uçak, helikopter kavgası yapılıyor, bunlar olmamalıdır. Ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.

Yaşanan orman yangınlarıyla birlikte içerisindeki çeşitli canlılarla birlikte kaybedilen ormanlarımızın telafisi nasıl mümkün olacaktır?

Bu mümkün değil. Çünkü orman ekosistemi dünyada içinde çeşitlilik bakımından en geniş ekosistemlerdendir. Ormanlar sadece ağaçlara değil; bakteriler, böcekler, mantarlar, karıncalar, kuşlar, memeliler vb. birçok canlıya ev sahipliği yapar. Orman toprağı yandığında bu canlılar da yanar ve yok olur. Biz ağaçlandırma yapabiliriz fakat bu yalnızca ağaçlık alan üretir. Burada yanan bakterilerin, mantarların, hayvanların geri dönmesi oldukça zordur. Ağaçlandırılan alandan yeni bir orman çıkması için yüzyıldan fazla zamanın geçmesi gerekir. Yüz yıl geçse bile o ekosistem yeni yeni oluşmaya başlayacaktır. Bu sebeple yanan ormanlarımızın geri dönmesi kısa vadede pek mümkün değildir. Telafi edebilmek için yangınlara karşı doğru önlemler almak ve hızlı müdahale etmek gerekir.

Orman yangınıyla karşılaşılması durumunda vatandaş olarak yapmamız gerekenler ve özellikle yangın bölgesinde olan vatandaşlarımızın alması gereken önlemler nelerdir?

Bizim eski orman teşkilatımızın düzeni şöyleydi: Orman köylerindeki bütün vatandaşlar -eli kazma kürk tutabilecek durumda olanlar- ormanın korunmasına ve yangınlarda müdahalede bulunmaya mükellefti. Dolayısıyla ormanda bir yangın olduğu vakit muhafaza memuru gelir “Buyurun arkadaşlar ormanda yangın var! Herkes eline kazma kürek araç gereç alsın ve yardıma gelsin!” derdi. Fakat bunu kaldırdılar. Bu yüzden de vatandaş bu konuda bir boşluğa düşüyor. Bu durumun düzeltilmesi için eski düzenin geri gelmesi gerekiyor. Orman köylerindeki vatandaşların bu sorumluluğu üzerine alması ve eğitilmesi gerekiyor lakin böyle bir reformun geri geleceğinden de pek ümitli değilim.

Diğer Söyleşiler