Söyleşiler

Türkiye, demografik bir operasyonun tam ortasındadır ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMALIYIZ Uzun vadeli yapısal reformlara ihtiyacımız var Zorluk, kıtlık, sefalet… SURİYE’DE NORMALLEŞME UZAK İHTİMALDİR YUNANİSTAN KÜLTÜREL SOYKIRIM YAPMAKTADIR
KERKÜK DÜŞERSE DİYARBAKIR DÜŞER, ANKARA SARSILIR

KERKÜK DÜŞERSE DİYARBAKIR DÜŞER, ANKARA SARSILIR

Kerküklü gazeteci Reşat Salihi, Irak Başbakanı Kazımi’nin Peşmergeyi Irak ordusu altında 25 Kasım’da Kerkük’e sokacak olmasını ve bu durumun Türk milleti için olası sonuçlarını değerlendirdi.

Irak Başbakanı Kazımi’nin giderayak Peşmergeyi Irak ordusunun bir koluna bağlamak suretiyle bir oldubitti yapmak isteği gözler önünde. Başbakan Kazımî’nin bu girişiminin sebebi ne? Bu sürece nasıl gelindi?

Irak’ta 2019 yılında dönemin Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi’ye karşı gerçekleştirilen Ekim gösterileri yapılan yolsuzluklar, hizmet eksikliği, güvenlik sıkıntıları ve birçok sebepten dolayı gerçeklemişti. Yüzlerce göstericinin hayatını kaybettiği olayların ardından geçici hükümetin başına Irak İstihbarat Dairesi Başkanı Mustafa Kazımi geldi. Mustafa Kazımi’nin hükümete gelmesi ile birlikte birçok karşıt görüşler hâlâ bulunmaktaydı. Ancak Kovid-19’un yayılması ile gösteriler de kısa bir süre sonra tamamen dağıldı. Kısa bir dönem Irak’a hükmeden Kazımi, önceki görevinde bile Barzani ile yakın ilişkiler içerisinde idi. Sadece Barzani ile değil, aynı zamanda Talabani tarafı KYB ile de yakın ilişkileri bulunmaktaydı. Nitekim 2018 yılında Kürt Yurtseverler Birliği (KYB)’nin Kerkük’e girmesinde de büyük rol oynadı.

Kazımi, en son yapmış olduğu Peşmerge’den 20. Taburu Irak Ordusuna bağlama kararı ile sadece Türkmenlerin değil, aynı zamanda Şii ve Sünni Arapların da tepkisini aldı. Çünkü Peşmergelerin varlığı, anlaşmazlık denilen bölgelerde hiç kimse tarafından kabul edilmemektedir.

Ayrıca Irak’ta 10 Ekim 2021 tarihinde gerçekleşen genel parlamento seçim sonuçlarının da bu bağlamda etkisi oldu. Kerkük gibi hassas bir bölgede Türkmen siyasetçi ve kurumların yapmış olduğu tarihî hata, Türkmeneli’nin demografik değişimine yol açtı. Nitekim Irak Türkmen Cephesi, diğer Türkmen partileri ile bir koalisyon oluşturmuş ve bu koalisyonun çok fazla oy alacağının kanaatine varmıştır. Oysa ki Irak Türkmen Cephesi’nin koalisyonuna giren 9 Türkmen partisi, (ITC dahil) tek bir kadın adayı desteklemiş ve bu kadın aday da 16 Kasım 2021 Salı gününde açıklanan son sonuca göre kaybettiği bildirilmiştir. Bu bağlamda da 9 Türkmen partisinin başarısız olduğunu görmekteyiz. Çünkü bu 9 partinin birçoğunu, sadece tabela partisi olarak görmekteyiz. İçerisinde 100 üyesi bile bulunmayan bu partiler, şahsi çıkarlar için Türkmeneli’nin, Kerkük’ün kaderiyle oynayıp bu tarihî hatayı yaptılar. Uzun lafın kısası, Peşmerge’nin Kerkük’e girmesinin en büyük sebebi de Kerkük’te 12 milletvekili sandalyesinden sadece 1’inin Türkmen olmasıydı. Milletvekilliği hakkını kazanan kişi de Erşat Salihi olmuştur. Tek başına 9 Türkmen partisinden fazla oy alan Salihi, maalesef ki bu Türkmen partilerinin ve Irak Türkmen Cephesi’nin hedefinde oldu. ITC’nin neden Erşat Salihi’ye karşı olduğu konusu hakkında fazlaca detaylara girmek istemediğimi, sizlerin daha iyi bilgilere sahip olduğunuzu belirtmek isterim.

Kerkük’ün çevresinde konuşlanan Peşmerge güçlerinin görüntüsü ulaştı. Peşmerge 20. Tugayı’nın Irak Ordusu altına girerek Kerkük’e gireceği söyleniyor. Geçmişte acı katliamların yaşandığı Kerkük, bir kez daha aynı tehlike ile karşı karşıya. Peşmerge’nin Kerkük’e girmesi halinde hangi senaryolarla karşılaşırız?

Kazımî, seçimlerden hemen sonra 21 Ekim 2021 tarihinde Peşmerge’ye bağlı 20. Tabur gücünün Irak ordusuna bağlanması kararı ile tekrardan bu meseleyi gündeme getirtmiştir. Irak ordusu kılıfı altında Peşmerge’den bir tabur Kerkük’e yakın bir zamanda girecektir. Kazımî’nin gider ayak böyle bir hamle yapmasına yukarıda değinmiştik. Bu olaylardaki kaçınılmaz senaryonun hem Türkmenler hem de Araplar açısından olumlu bir yanı yoktur. Çünkü 2017 senesinden önce, Peşmerge’nin varlığı ile ne gibi olaylar yaşandığına bütün herkesler şahit oldu. Sokaklarda güvensizlik, şehir ekonomisinin güvensizlikten kaynaklanan istikrarsızlığı, gasp ve terör olayları, Kerkük’ün ve Türkmeneli bölgelerinin gündeminden düşmemekte idi. Türkmen ve Arapların sayesinde Kerkük’ü bırakıp kaçan Peşmergeler, intikam için Kerkük’e tekrar gireceklerini belirtmektedirler. Sosyal medya üzerinden görüntüler paylaşan Peşmerge mensupları, “Kerkük’e geliyoruz!”, “Tek bir Türkmen’i yaşatmayacağız!” gibi ırkçı söylemlerde bulunmaktadırlar. Böyle söylemlerle gelen bir gücün, Türkmenler tarafından kabul edilmesini hangi akıl kabul eder ki?

Türkmeneli bölgesinin demografik yapısıyla mı oynanıyor? Bölgenin gelecekte demografik yapısının bozulmasıyla birlikte bir plebisit oyunu mu tasarlanıyor?

Türkmeneli bölgesinin demografik yapısı, 1920’li yıllardan beri sürekli değişimlere maruz kalmıştır. 14 Temmuz 1959 senesinde gerçekleşen hadise, ardından 60, 70 ve 80’li yıllarda Saddam’ın yaptığı Araplaştırma politikası 2003 yılına kadar devam etmiştir. Bu dönüm noktası olan 2003 senesinden 2017’ye kadar da bir Kürtleştirme politikasına maruz kalınmıştır. Kerkük’e ve diğer Türkmen bölgelerine dağlarda yerleşik olarak yaşayan Kürt aileler yerleştirilmiş ve böylece Kerkük’ün nüfûsu tamamen değişmiştir. Bunun yanında Peşmergelerin 2003 senesinde Kerkük’te yakmış olduğu Kerkük Tapu ve Nüfus Dairesi olaylarını da unutmamak gerekir. Bir başka demografik yapı değiştirme politikası da Türkmeneli bölgesinin maruz kaldığı 2014 yılındaki IŞİD olaylarıdır. Birçok Türkmeneli bölgesi işgal edilmiş ve Türk vatandaşlar, Türkiye başta olmak üzere, Irak’ın güneyi ve Avrupa ülkelerine göç etmek zorunda kalmışlardır. Türkmeneli olarak adlandırdığımız bölge, zorlu yaşam standartlarından dolayı terk edilmiş mehcûr bir bölge olmuştur.

Plebisit oyununa gelince, 25 Eylül 2017 tarihinde yapılan Kürt Bağımsızlık Referandumu’ndan bahsetmek isterim. Çünkü bu tarihte Irak Türk’ü en zor zamanlarından birisini yaşamıştır. Kerkük’te zorunlu olarak bağımsızlık referandumu yapılmış ve sonucu da %97 evet ile gördük. Bu sonucun alınmasının sebebi ise, Türkmen ve Araplar referandumu yok saymış ve katılmamıştır.

Dönemin başbakanı Haydar İbadi, Irak ordusunu Kerkük’ü özgürleştirmesi için operasyona göndermiş, 16 Ekim 2017 tarihinde Kerkük’ten Peşmerge ve PKK’lılar püskürtülmüştür.

Binlerce yıllık Türk yurdu Kerkük, âdetâ sessiz sedâsız işgâl ediliyor. Bu durumun önüne geçmek için neler yapılması gerekiyor? Türkiye’ye, Türkmenlere, Türk milletine düşen vazife nedir?

Tarih boyunca sahipsiz kalan Irak Türkleri, bugün yine kaderlerine terk edilmişlerdir. Şu ana dek Peşmerge’nin Kerkük’e girmesi ile ilgili hiçbir hükümet bazında bir kurumdan açıklama yapılmamış olması, Irak Türklerinin yine sahipsiz bırakıldıklarının en büyük göstergesidir. Türk Dünyası’nın her zamanki sessizliği, medyanın üç maymunu oynaması, insanları üzmektedir. Bunun yanında bu konuyu dile getiren ve gündem yaratmaya çalışan sadece yüce Türk milletidir. Irak Türklerinin durumunun siyaset üstü bir mesele olduğuna öncelikle hepimiz kanaat getirmeliyiz. Bir siyasi çıkar değil, Türkiye’nin, Türk milletinin ve Irak Türklerinin güven meselesidir. Kerkük’ün statüsüne sahip çıkmalıyız.

Kerkük düşerse Diyarbakır düşer, Ankara sarsılır.

Diğer Söyleşiler