Söyleşiler

Türkiye, demografik bir operasyonun tam ortasındadır ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMALIYIZ Uzun vadeli yapısal reformlara ihtiyacımız var Zorluk, kıtlık, sefalet… KERKÜK DÜŞERSE DİYARBAKIR DÜŞER, ANKARA SARSILIR YUNANİSTAN KÜLTÜREL SOYKIRIM YAPMAKTADIR
SURİYE’DE NORMALLEŞME UZAK İHTİMALDİR

SURİYE’DE NORMALLEŞME UZAK İHTİMALDİR

​​​​​​​Kıdemli Dış Politika Uzmanı Dr. Sabir Askeroğlu ile Soçi Zirvesi’nin detaylarını ve İran’ın ŞİÖ’ye katılmasını konuştuk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in Soçi’de bir araya gelmesiyle gerçekleşen görüşmeler sona erdi. İki liderin, görüşme sonrası açıklamaları olumlu görünse de yüzeysel ifadeler içermekte. Yapılan görüşmeyi genel hatlarıyla değerlendirir misiniz?

Görüşmelerin içeriğiyle ilgili henüz bir bilgi verilmedi. Fakat Türkiye Rusya’ya işbirliğini devam ettirmek, gerginliği azaltmak için Putin’e bazı önerilerde ve Putin’i son dönemde Suriye’de yapılan operasyonlardan vazgeçirmek için bazı girişimlerde bulunulmuş olabilir.

Son günlerde Suriye’nin İdlib kentinden sıcak gelişmeler basına yansımakta. Soçi’de yapılan görüşmenin, İdlib’teki hadiselerle eş zamanlı gerçekleşmesi ne anlama gelmektedir?

Erdoğan-Putin görüşmesi, İdlib’de yaşanan gerginlik sularında gerçekleşmiştir. Yani yapılan görüşme İdlib ile doğrudan ilgiliydi. Rusya İdlib’i uzun zamandan beri seyrek de olsa bombalamaktaydı fakat asıl sorun rejimle birlikte Rusya’nın İdlib’e yönelik kapsamlı operasyon hazırlıklarıydı. Görüşmenin nedeni de İdlib konusundaki beklentiler ve hazırlanmakta olan operasyonlarla ilgiliydi. Toplantı gergin bir zeminde gerçekleşti diyebiliriz. Türkiye, operasyonları engellemek istiyor. Bunun için Putin’i ikna etmesi gerekiyor.

Soçi’deki görüşmede, Türkiye-Rusya arasında mesele oluşturan İdlib, yeni gaz anlaşması, Kırım, Karabağ ve Ukrayna konuları herhangi bir çözüme kavuşturulmuş mudur?

Görüşmelerde ağırlıklı olarak Kafkasya, yani sadece Karabağ değil, Ermenistan’ı da içine alan konular ele alındığı söylenebilir. Yanı sıra Afganistan ve Ukrayna’da silah satımı, Kırım’ın statüsü, Rusya’dan silah alımı ve enerji meseleleri gündeme gelmiş, bu alanlarda karşılıklı istek ve beklentiler gündeme getirilmiş olabileceğini düşünüyorum. Belki de çözüm önerileri de konuşulmuş olabilir.

Görüşmenin ardından yapılan açıklamada bölgedeki barış ve istikrarın sadece Türkiye ve Rusya’nın atacağı ortak adımlarla gerçekleşebileceği vurgulandı ve ABD resmen yok sayıldı. Suriye denkleminde ABD’nin yeri ve rolü nedir? Sizce ABD olmadan bölgede kalıcı bir istikrar ve barış sağlanabilir mi?

Türkiye ve Rusya olmadan barış sağlanamaz. Fakat ABD’nin de rolü büyük. Yani ABD var olduğu sürece sorun devam edecektir. ABD ya tamamen çekilecek veya sürece katkı sağlayacak. Suriye’nin doğusunda var olduğu sürece de PKK/PYD’nin varlığı devam edecek. Bu durumda ABD, PKK/PYD’yi ya kendi eliyle tasfiye etmesi lazım veyahut Suriye’den çekilmesinden sonra diğer aktörler tarafından ortadan kaldırılması gerekiyor. Diğer bir deyişle ABD, PKK/PYD’yi koruma altında tuttuğu ve Suriye’nin doğusunda durduğu sürece Suriye’de normalleşme uzak ihtimaldir.

BM Toplantısı için ABD’ye giden Cumhurbaşkanı’nın, ABD ile ilişkiler hakkında olumsuz bir tablo çizmesi ve sonrasında gerçekleştirilen Soçi görüşmesi, Türkiye-ABD ilişkisine dair neler anlatmaktadır?

Cumhurbaşkanı, ABD’de Biden ile görüşmek istedi. Bu görüşme soğuk ilişkilere bir farklılık getirebilirdi. Fakat ABD başkanı görüşmekten kaçındı. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, Biden’ın sağlık sorunları ve görüşmelerde göstereceği kötü performans. Örneğin uykuya kalabilir. İkincisi, ABD Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek istememesi.

İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne girişi ile birlikte Rusya ve İran arasındaki anlaşmazlık alanlarının azalacağını ve bu iki ülkenin Suriye başta olmak üzere bölgede birlikte hareket edeceğini düşünüyor musunuz? Bu yeni gelişme önümüzdeki günlerde nasıl bir sonuç doğurur?

Öncelikle, Şanghay İşbirliği Örgütü(ŞİÖ) artık önemini yitiren bir örgüt olarak görülebilir. Afganistan’daki gelişmelerle birlikte tekrar gündeme geldi. Diğer devletlerin İran’ı örgüte alma gibi bir niyetleri yoktu fakat iki faktör buna etkili oldu. Birincisi, ŞİÖ’nün öneminin azalmaya başlamasıydı. Üye ülkelerin bir kısmı birbiriyle savaş halinde. Hindistan Çin’le, Pakistan Hindistan’la. ŞİÖ, bu ülkeler arasındaki sorunları çözemedi. Çözmek için de ciddi bir girişimde bulunmadı. Dolayısıyla İran’ın da sorunlarına bir çözüm üretmesi düşük ihtimal. İran’ın örgüte alınmasının ikinci nedeni Afganistan sorunudur. Afganistan sorununa İran’ın da katkı sağlaması istenmektedir. ŞİÖ üyesi ülkeler Afganistan’daki sorumluluklarının bir kısmını İran’a yüklemek istiyorlar. Bu, aynı zamanda İran’ın da çıkarınadır. Hem Afganistan konusunda destek bulmuş olacak hem de uluslararası izolasyondan bir nevi kurtulmuş olacaktır. Bu bağlamda İran’ın ŞİÖ üyeliği daha çok Afganistan odaklıdır. Bunun yanında İran’ın ŞİÖ’ye alınmasında Çin’in rolü var. Çin için İran "Bir Kuşak-Bir Yol" projesinin Ortadoğu ayağının bileşenlerinden biri sayılmakta. Çin için bu projenin önemi büyük. Yaptırımlar altındaki İran için de bir çıkış ve rahatlama yolu olarak görülmektedir.

Diğer Söyleşiler