Söyleşiler

ADI DEVLET OLSUN Türkiye, demografik bir operasyonun tam ortasındadır ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI AZALTMALIYIZ Uzun vadeli yapısal reformlara ihtiyacımız var KERKÜK DÜŞERSE DİYARBAKIR DÜŞER, ANKARA SARSILIR SURİYE’DE NORMALLEŞME UZAK İHTİMALDİR
Zorluk, kıtlık, sefalet…

Zorluk, kıtlık, sefalet…

Yeni Ekonomi Derneği Başkanı Mustafa Çetinkaya ile ekonomideki gelişmeleri, yeni ekonomik modelin ne olduğunu ve bu ekonomik modelin bizlere neler getireceğini konuştuk.

Türk ekonomisine neler oluyor genel olarak değerlendirebilir misiniz?

Türkiye’nin 2013 yılı itibari ile girdiği süreç çeşitli nedenlerle riskleri artırıyor. Risk artışı nedeniyle güven azalıyor ve ekonominin geleceğine dair beklentiler olumsuz yönde etkileniyor. Yani sarmalın başlangıç noktası faiz değil. Buradan doğru sarmaya başlarsanız, yani riskleri azaltırsanız ekonominin işleyişini düzeltebilmek mümkün. Peki bunu bilmiyorlar mı, neden yapmıyorlar derseniz, yapmak istemiyorlar. Alternatif çıkış yolları arıyorlar ancak bilim ve geçmiş uygulamalar bu yolların bir yere çıkmayacağını gösteriyor.

Ekonomide yaşanan kriz aslında siyasi bir kriz mi? Türkiye’nin geçmişte yaşadığı krizler ile bugün yaşamış olduğumuz kriz arasında benzerlik var mı?

Nedenleri siyaset kaynaklı olan bir kriz. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı krizlere benzer olan ve olmayan yönleri var. Örneğin, Türkiye 1994’te “faiz neden enflasyon sonuçtur” tezi nedeniyle krize girmişti. Bir ders alınmadığını, üstüne yanlış tezde ısrar edildiğini görüyoruz. Bununla birlikte, uzun yıllardır süren ve gücü elinde toplayan bir tek parti iktidarı var. Yeni yönetim sistemi ile yapısal anlamda değişiklikler söz konusu, özellikle kurumların rolü ve etkisi değişime uğradı. Buradan kaynaklı politikalar ve riskler geçmiş dönemden farklılık arz ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide Çin modeline geçildiğini ifade etti. Yeni, Çin’den ithal ettiğimiz ekonomik model nedir, nasıl bir model?

Ekonomi teorileri ve uygulamaları ile anlatmaya çalıştığımız yanlış uygulamalar tamamen bilinçli olarak yapılan tercihlerden oluşmaktadır. Hükümet düşük faiz ve yüksek döviz kuru politikası ile Avrupa’nın ucuz iş gücü olmayı hedefliyor. Baskıcı bir yönetim, demokratik hakların kısıtlanması, ithal ürünlere erişim zorluğu, refahın azalması ve içe kapalı bir ülke de beraberinde geliyor. Çin’den ithal edilmeye çalışılan bu kötü politika millete zorluk, kıtlık ve sefalet dışında bir şey getirmeyecek. Çin en iyi haliyle bile örnek alınacak bir ülke değil.

Yeni ekonomik model Türk ekonomisine ne getirecek? Planlanan ekonomik model ülkemiz ekonomisi ve koşullarına uygun bir model mi, üretici ve tüketiciye yansıması nasıl olur?

Bütüncül olarak bakarsak Çin ve Türkiye birbirine benzemeyen iki ülke. Oradaki modele bazı nedenlerle heves ediyor olabilirler ama o model örnek alınabilecek ve bize uygun bir model değil. Üreticiye ihracat nedeniyle sağlaması beklenen getiriyi de sağlamayacak. Halk ise yüksek enflasyon ve döviz kuru ile mücadele etmeye başladı bile. Barınacak yerin varsa, karnın doyuyorsa ve giyecek kıyafetin varsa tamam diyor, gerisini lüks olarak görüyorlar. Milletimiz bundan çok daha fazlasını hak ediyor, sefalet övünülecek bir şey değil.

Yeni ekonomik model ülke ekonomisinin derdine çare olacak mıdır?

Olmayacak, olmadığını da görüyoruz. Türkiye sürdürülebilir olmayan bu politikadan ne kadar çabuk vazgeçer ne kadar az zararla çıkabilirse o kadar iyi diye bakıyorum. Ancak sonrasına dair umutluyum.

Diğer Söyleşiler