Söyleşiler

Kırım’ın işgalinin 7. yılında Kırım Tatarlarına baskı hâlâ sürüyor

Kırım’ın işgalinin 7. yılında Kırım Tatarlarına baskı hâlâ sürüyor

Kırım Tatar Millî Meclisi Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay ile Kırım’da yaşanan gelişmeler hakkında konuştuk.

İşgalci Rus güçlerinin 17 Şubat günü sabaha karşı Kırım Tatarlarının evlerine baskın düzenlediği ve evlerde yapılan yasadışı aramanın ardından 7 Kırım Tatarını alıkoyduğu yönünde haberler geldi. Rusya Federal Servisi’nin açıklamasına göre sözde alıkoyulan Kırım Tatarlarının birtakım terör faaliyetleri ile ilişkili olduğu belirtildi. Yaşanan durum hakkında neler söylersiniz, son gelişmeler nelerdir?

İşgalci Rusya, 17 Şubat 2021’de sabaha karşı saat 04:00’te dışarda -15° ayaz varken Kırım’da 5 ayrı yerleşim yerinde Kırım Tatar evlerine baskınlar yaptı. Yapılan yasadışı aramalar sonucunda yedi Kırım Tatarı gözaltına alındı.

Akmescit’teki sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi; Lenur Seydametov, Timur Yalbakov, Azamat Eyupov, Ernest İbragimov ve Oleg Fedorov’un 15 Nisan 2021 tarihine kadar “tutuklu” kalacağını açıkladı. İşgalciler, 6 Kırımlıyı güya Rusya’da terörist örgüt olarak kabul edilen Hizb-ut Tahrir örgütünün faaliyetlerine katılmak ile suçladı.

İşgalci Rusya’nın gestaposu FSB’nin (Rusya Federal Güvenlik Servisi) evlerde küçük çocukların olduğu masum Kırım Tarlarına baskın için seçtiği saat de aynı 18 Mayıs 1944 sürgününde olduğu gibi sabaha karşı idi. Bu saatin kasıtlı olarak seçildiği aşikardır. Söz konusu baskınların işgale boyun eğmeyen Kırım Tatarlarını açıkça bir tehdit, korkutma, yıldırma ve sindirme amaçlı olduğu bir gerçektir.

Özel kıyafetli ve maskeli FSB haydutlarının suçsuz Kırım Tatarlarına sabaha karşı böyle bir baskın yapmasının bir diğer sebebi de güya terörist Kırım Tatarlarına baskın yapıldığı görüntüsünü vererek dünyayı aldatmaya ve Kırım Tatarlarına karşı işlediği suçlara kılıf uydurmaya çalışmaktadır. Hedef olarak dindar Kırım Tatarlarının seçilmesi de dünyadaki IŞİD ve benzeri terör örgütleri ile Kırım Tatarlarını özdeşleştirme ve onlara olan uluslararası desteği engelleme çabasıdır.

Ne yazık ki bu masum kardeşlerimiz de illegal olarak Kırım dışına çıkarılacak ve Rostov’da Rus Guantanamosu olan özel askeri mahkemede illegal olarak yargılanacak ve uzun yıllar Rusya hapishanelerinde esir tutulacak Kırım Tatarları arasına katılacaklardır.

Geçtiğimiz günlerde Akmescit’te bir Kırım Tatarı doğum servisi görevlisinin yine FSB tarafından alıkoyulması söz konusu oldu. Ayrıca Rus medyasının da Kırım’da ortaya çıkan birtakım afişleri bahane ederek Türk ve Türkiye düşmanlığını körüklemesi ve yasadışı alıkoymalara zemin hazırlanması durumu mevcut. Rusya bu gibi baskılarını arttırarak neler amaçlamaktadır?

İşin ilginç yanı; Kırım’da asıldığı söylenen bu afişlerde Kırım Tatarlarının terör çağrısı yaptığı yalanlarının Türkiye’de Rusya Araştırmaları Enstitüsü (RUSEN) görünümüyle Rusya’nın 5. kol faaliyetlerine hizmet edenlerin bu haberi çarpıtarak, yalanla 16 Şubat 2021 tarihinde akşam saatlerinde Twitter hesabından servis etmesi ve bunun önünü arkasını sorgulamadan kimi hesapların bu provokasyonu ve aldatmacayı paylaşmasının hemen ardından sabaha karşı bu baskınların gerçekleştirilmesidir.

Şovenist bir Rus milletvekilinin Kırım’da çektiğini iddia ettiği ve ondan başka kimsenin görmediği bu afişlerin asla bir Kırım Tatarı işi, hatta Rusya’daki herhangi bir Müslüman toplumunun işi olmadığı çok açıktır.

Rusya yapmakta olduğu yalan propagandalarla Müslümanlara ve özellikle de Kırım Tatarlarına karşı yaptığı baskılara kılıf uydurmaya çalışmaktadır. Hâlbuki Rusya’nın propaganda kanalı Sputnik News, 8 askeri öldürenin bir Kazan Tatarı olduğunu, Kırım’a kilometrelerce uzakta bir askeri kışlada olduğunu yazmış ve ocak ayında bu askerin 24 yıl hapse mahkûm edildiğini servis etmişti. Üstelik bu askerin devrecilik yüzünden ağır eziyet gördüğü ve kendisine o gece tecavüz edileceğinin imâ edildiği ve çaresizlik sebebiyle kendisine eziyet edenleri kurşunladığı konuyu yakından takip edenlerin iyi bildiği bir durumdu.

Rusya gizli servisinin uydurduğu haber ve afişle, işgalin başından beri bu hukuksuz işgali tanımayan ve Kırım Tatarlarına desteğini sürdüreceğini her vesileyle söyleyen Türkiye Cumhuriyeti devletinin elini zayıflatmak, Kırım Tatarlarına olan hem devlet hem de kamuoyu desteğini zayıflatmak ve aynı zamanda özellikle de ekonomik sebeplerle Putin’e olan desteğin hızla azalmasını önlemek olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

28 bin Kırımlı gencin işgalci Rus ordusuna zorunlu askerliğe alınması ve bu dayatmayı kabul etmeyenlerin ise alıkoyularak yargılanması hakkında neler söylemek istersiniz?

İşgalin 7. yılına geldik ve bu yedi yılda Rusya, Kırım Tatarlarını bir türlü işgale razı edemedi. Stalin gibi Kırım’dan topyekûn sürgün edemiyor. Onun yerine çeşitli kılıflar uydurup Kırım Tatarlarına karşı baskılarını sürdürüyor. Kırım Tatar gençlerini askere alarak onları terbiye edeceklerini düşünüyorlar. Reddedenlere de cezalar veriyorlar. Mustafa A. Kırımoğlu da Sovyet Kızıl Ordusunda askerliğe gitmeyi reddettiği için mahkûm edilmişti. Sovyet rejimi yok oldu ama Kırımoğlu ayakta ve Kırım Tatarları “Vatan Kırım” mücadelesini sürdürüyor.

Rusya ve işgalciler gelecekte yargılanacakları insanlık suçlarını işlemeye devam ediyorlar.

İşgalci Rusya’nın, Kırım’ı 7 yıl içinde büyük bir askeri üsse çevirdiği ve burada bulundurduğu asker ve askerî envanter sayısını günden güne arttırdığı gözlemleniyor. Başta Türkiye’nin ve uluslararası camianın Kırım işgali karşısında ve bölgedeki kural tanımaz Rus varlığına karşı yapması gerekenler nelerdir?

Kırım, SSCB döneminde de bir askeri üstü ve Türkiye için en büyük tehdit kaynaklarından biriydi. Rusya’nın 2014’teki işgaliyle birlikte yeniden büyük bir tehdit halini aldı. Maalesef Türkiye’de pek çok insan, hatta Perinçek’in kuyruğuna takılmış emekli paşa ve subaylar da bunu görmüyorlar. Hatta Putin’in Rusya’sını dost ve müttefik olarak görüyorlar. Rusya Genel Kurmay başkanı Gennadiy Gerasimov’un Kırım’ın işgalinden sonra ülkemizdeki gazetelerde yayınlanan demecini unutuverdiler. Gerasimov: “Artık Karadeniz’in efendisi Türkler değil biziz, istediğimiz zaman boğazları kapatırız.” demişti.

Unutmayalım ki Suriye’de bizim askerlerimizi şehit eden bombalar, Kırım’daki Rus askeri üslerinden çıkıp boğazdan bize el sallayarak geçen gemiler tarafından taşındı.

Türkiye, Rusya’ya olan bağımlılığını hızla azaltmalı. Özellikle de Türk kamuoyu Rusya propagandalarına karşı uyanık olmalı. Rusya girdiği bir yerden kolay kolay çıkmaz. Geçtiğimiz günlerde Rusya’da televizyonda konuşan bir Rus siyaset bilimcinin şu sözleri belki kulaklara küpe olur: “Rusya’nın sıcak denizlere inmesi hayati bir meseledir. Biz şimdi Suriye’deki üslerle bunu başardık ve Türkiye’yi çevreledik.”

Diğer Söyleşiler