Senan Kazımoğlu

Tüm yazıları
...

SURİYE’DE TÜRKMEN OLMAK

Senan Kazımoğlu

Vatanımdır Türk ilim
Kestiler dilim dilim
Zalime pay verildi
Yok sayıldı Türk dilim

Haberleri okurken Suriye ile ilgili bir haberle karşılaştım. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, imzaladığı bir kararnameyle Suriyeli Kürtlere bazı ayrıcalıklar tanıdı. Bu kararları kısaca özetleyecek olursak; Kürtçenin ulusal dil olarak tanınması, Kürtçe eğitime izin verilmesi, tüm Kürtlere vatandaşlık hakkı tanınması ve Nevruz’un resmî tatil ilan edilmesi şeklinde sıralayabiliriz.

Burada özellikle Kürtçenin resmî dil statüsü kazanması ve Suriye’de ikamet eden Kürtlere, büyük ihtimalle sonradan göç ettirilenler de dahil olmak üzere, vatandaşlık hakkı verilmesi dikkat çekicidir. Eğer benzer haklar, sayıca Suriye’deki diğer tüm etnik gruplar toplamından fazla olan Türkmenlere tanınmıyorsa, burada adaletten söz edilemez.

Terör örgütü PYD ve onun uzantısı olan yapılar, Baas yönetimi döneminde gizli şekilde desteklenmiş; başta bebek katili bölücü terör örgütü lideri olmak üzere birçok teröriste yardım ve yataklık yapılmıştır. Suriye’de devrim süreci başladığında ise bu yapılar ilk andan itibaren farklı yollar izlemiş, yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda Suriye’yi parçalama hedefiyle hareket etmişlerdir. Dışarıdan emir alan bu yapılar, yabancı devletlerden maddi, manevi ve askerî destek görmüş; hatta zaman zaman Esad rejimiyle bile birlikte hareket etmişlerdir. Devrim sonuçlandıktan sonra da merkezi yapıya karşı durarak Suriye devletini parçalama girişimlerini sürdürmüşlerdir. Bugün dahi merkezi devlete karşı fiilen savaşmaktadırlar.

Türkmenler ise başta Baas rejimi olmak üzere, Suriye’deki hemen hemen tüm iktidarlar tarafından baskı ve zulme maruz kalmıştır. İktidar, kendi yönetimini korumak adına halkını katletmeye başladığında Türkmenler tereddütsüz şekilde Suriye halkının yanında durmuş; devrimin ve mazlumların safında yer alarak zulme karşı savaşmıştır. Bu duruşlarının bedelini de çok ağır ödemişlerdir. Gün gelmiş, tüm dünyayı karşılarına alarak Suriye devriminin nihayete ermesinde önemli rol oynamışlardır. Bir an olsun halktan ve ortak mücadeleden kopmamışlardır.

Ancak sıra devleti yeniden kurma sürecine gelince tablo yine tersine dönmüştür. Zamanında Esad’ın yanında yer alan ve rejime açık destek verenler, bugün başta İsrail olmak üzere devletin dış düşmanlarından destek alan gruplar dahi bakanlıklarla ödüllendirilirken, Türkmenler yine kenarda bırakılmıştır. Daha sonra verilen göstermelik görevlerin hiçbiri bakanlık düzeyinde olmamıştır. Buna rağmen Türkmenler, sineye çekerek terör örgütleri ve onların uzantılarına karşı mücadelenin en ön saflarında yer almaya devam etmiştir. Ancak savaştıkları gruplar devletten çeşitli kazanımlar elde ederken, devlete sadık kalan Türkmenler yine dışarıda bırakılmıştır.

Bu durum neyin cezasıdır? Devlete ve millete karşı isyan etmemenin, düşman devletlerden emir alıp kendi devletine ihanet etmemenin karşılığı bu mudur? Üstelik Suriye’de Türkçe yalnızca Suriye Türkmenlerinin değil; ülkede bulunan ve Esad’a karşı kazanılan zaferde büyük pay sahibi olan Türkistan Türklerinin de dilidir. Bunun yanında Türkiye’de yıllarca yaşamış, hatta Türkiye’de doğup büyümüş Suriyelilerin önemli bir kısmının da ortak dilidir. Yani Türkçe, fiilen Suriye’nin ikinci en çok konuşulan dilidir.

Bu meseleyle ilgili olarak Suriye Türkmen Meclisi de bir açıklama yaparak benzer hakların Türkmenlere de tanınmasını talep etmiştir. Ancak dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Suriye’de de Türkmenler ve Türkçe bir kez daha sahipsiz ve öksüz bırakılmıştır.