Senan Kazımoğlu

Tüm yazıları
...

TÜRK DÜNYASININ GELECEĞİ TÜRKİYE'DE

Senan Kazımoğlu

Bazen buradan yayınlanan yazılarım ile ilgili arkadaşlarımla uzun uzun konuşmalarımız oluyor. Seçilen konular hakkında arkadaşlarımdan sık sık duyduğum en büyük eleştirilerden biri, sosyal medya yorumlarına ve günlük geçici haberlere çok kafa yormamdır.

Evet, doğrudur; ben bir Türk milliyetçisi olduğumu iddia eden birisiyim. Kendimi Türk milliyetçisi olarak görürüm. Beni tanıyanlar bilir ki benim bu milliyetçiliğim mikro milliyetçilik olmayıp herhangi bir ülkeye sıkıştırılacak bir milliyetçilik değildir. Ben Turan mefkûresine inanan bir Türk olarak, benim için Türk milliyetçiliği Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan veya Kırgızistan ile sınırlı değildir. Türk milletinin yaşadığı her yer benim vatanımdır.

Ancak şu da bir gerçek ki Türk milletinin günümüz dünya sisteminde en güçlü devleti Türkiye’dir. Türk ve İslam dünyasının geleceği Türkiye’ye bağlıdır. Yani Türk milleti yeniden yükselecekse bu, Türkiye’nin ayağa kalkması ve güçlenmesiyle olur. Allah korusun, Türkiye düşerse tüm Türk ve İslam coğrafyası paramparça olur. Bunun bilincinde olan ve Türkiye dışındaki diğer Türk yurtlarında yaşayan Türkler, Türkiye’yi son kale olarak görürler.

Bu gerçeği yaklaşık bir asır önce Alaş Orda’nın kurucularından Kazak Türkü Mustafa Çokay şu sözlerle ifade ediyor:

"Her Türk'ün iki vatanı vardır: Biri doğduğu topraklar, diğeri Türkiye."

O sebepten göz bebeğimiz gibi gördüğümüz Türkiye’nin üzerine titriyoruz; ona gelebilecek her türlü tehditten korumaya çalışıyoruz. Fakat maalesef Türkiye’de şuna da şahit oluyoruz ki çok az bir grup haricinde, Türkiye’nin Türk ve İslam dünyasındaki gücü ve etkisi pek bilinmiyor. Bunun bilincinde olan şer odakları ise ellerinden gelen tüm güçle Türkiye ve Türk dünyasının arasını açmaya çalışıyorlar.

İşte o yüzdendir ki, hatta bazen yalan veya çarpıtılmış haberlerle Türk devletleri en ağır şekilde karalanıyor. Türkiye ile bağı sadece basın ve sosyal medya üzerinden olan o yurtlarda yaşayan Türk milleti ise bu yazılanları okuyup Türkiye’de herkesin onları kötülediğini ve buradaki herkesin onlara düşmanca baktığını zannediyor. Düşünsenize, sizin son kale ve Türk dünyasının lideri olarak gördüğünüz vatanınızda size gece gündüz hakaret ediliyor.

Şahsen Azerbaycan Türkleri olarak 2 yıldır Türk sosyal medya sayfalarında hatta büyük ve resmi haber ajanslarının yorumlarında görmediğimiz, işitmediğimiz, şahit olmadığımız hakaret ve kara propaganda kalmadı. İşte ben ve benim gibi olanlar da gerçeğin böyle olmadığını bildiğimiz için elimizden geldiği kadarıyla bu konuya yoğunlaşmaya çalışıyoruz. Çünkü Türkiye’nin o Türk yurtlarındaki itibarı çok yüksek ve bu, Türkiye’nin o bölgelerde gücünü pekiştiriyor. O bölgeler hakkında kara propaganda yapanlar ise Türkiye’nin bu manevi silahını elinden almak isteyenlerdir. Bunun için yüz yıl öncesinde de çalışıyorlardı, şimdi de çalışıyorlar.

Konuyla ilgili Azerbaycan’dan Azad isimli bir kardeşimiz bana bir belge ulaştırdı. Ben de bu bilgiyi aynen sizlerle paylaşmak istiyorum:

"(29 Ocak – 9 Mart 1918)

Times gazetesinin 3, 5 ve 7 Ocak 1918 tarihli sayılarında ve bazı diğer gazete ile dergilerde Turan meselesi hakkında bazı değerlendirmeler yapılmıştır. Osmanlı’nın Lahey Sefareti bu yazıları toplayarak özetlerini çıkarmış ve Hariciye Nezareti’ne göndermiştir. Bu özetler Talat Paşa’ya da sunulmuştur.

Bu yazılarda, Rusya’daki Müslüman Türklerin Osmanlı’ya yakınlaşmaları ve Osmanlı ile ittifak düşüncelerinin İngiltere’de endişe yarattığı belirtilmiştir. Söz konusu gazete yazılarında, İttihat-ı İslam (İslam Birliği) ve İttihat-ı Turan (Turan Birliği) korkusunun iki tehlikeli silah olduğu ve Osmanlı Devleti’nin bu iki silaha sahip bulunduğu ifade edilmiştir.

Sarıkamış, Süveyş ve Hemedan olayları her ne kadar bu “silahları” frenlese de, Rus İhtilali (1917) bu düşüncelerin yeniden canlanmasına zemin hazırlamıştır. Yazılarda Rusya’da toplam 20 milyon, Kafkasya’da ise 4,5 milyon Müslüman nüfus olduğu, bu nüfusun İttihat-ı İslam ve İttihat-ı Turan’ın başarısı için yeterli olduğu vurgulanmıştır.

Bu nedenle İngiltere Hükümeti böyle bir tehlikenin büyümesine seyirci kalamaz."

Göktürk yazıtlarında geçen ve gazetemizin de sloganı olan o meşhur cümle ile yazıma son veriyorum:

"Ey Türk, Titre ve Kendine Dön."