Dr. İrfan Paksoy

Tüm yazıları
...

​​​​​​​GÖZÜN AYDIN, OĞLUMUZ VATAN YOLUNDA ŞEHİT OLDU!

1962 yılında Kahramanmaraş’ta doğmuş olan İrfan Paksoy, ilk ve orta eğitimini Kahramanmaraş’ta yapmış, lisans eğitimini Hava Harp Okulunda (Yeşilyurt-İstanbul) tamamlamış ve Eylül 1984 ayında da Hava Kuvvetlerinde subay olarak göreve ve meslekî yaşamına başlamıştır.

Meslek hayatı boyunca (1984-2015) değişik kademelerde görev yapmıştır. Bu çerçevede; Hava Kuvvetlerinin değişik birlik ve kurumlarında, Millî Savunma Bakanlığı Dış Tedarik Daire Başkanlığında, Genelkurmay Başkanlığında ve Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Komutanlığında değişik kademelerde proje subayı, yönetici ve komutan olarak; Millî Güvenlik Akademisinde öğretim elemanı ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı olarak, 1999-2002 döneminde de üç yıl süreyle Almanya’da Savunma Bakanlığı bağlısı kısa adı BWB olan Federal Savunma Teknolojisi ve Tedarik Dairesi nezdindeki Türk İrtibat Ofisinde Türk Silahlı Kuvvetlerini temsilen irtibat subayı olarak görev yapmıştır.

1991 yılında girdiği Hava Harp Akademisini (1) (Yenilevent-İstanbul) 1993 yılında tamamlamış (2) ve kurmay subay olmuş, 1998 yılında 69. dönem müdavimi olarak Silahlı Kuvvetler Akademisinde (3) (Yenilevent-İstanbul), Eylül 2011-Şubat 2012 döneminde de Millî Güvenlik Akademisinde (Ankara) eğitim görmüş, 2007-2009, 2011 -2013 dönemlerinde de Millî Güvenlik Akademisinde (4) öğretim elemanı ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmıştır.

2003 yılında Erciyes Üniversitesi (Kayseri) Tarih Ana Bilim Dalı Türkiye Cumhuriyeti Bilim Dalında başladığı doktora eğitimini 2008 yılında tamamlamış “Tek Parti Dönemi Siyaset Kültürünün Sonrasına Etkileri” başlıklı tezi ile “Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Doktoru” unvanını almıştır.

Yazar Eylül 2017 ayında Ankara Üniversitesi Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Bölümünde başladığı yüksek lisans eğitimini “1858 Arazi Kanunnâmesi Bağlamında Tanzimâttan Cumhuriyete Arazi Mülkiyet Sistemi” konulu çalışması ile 18 Ocak 2020 tarihinde tamamlamış olup Şubat 2020 ayından beri Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesinde yarı zamanlı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Yazarın 2018 yılında yayımlanmış “Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti”, 2020 yılında yayımlanmış “Bilgelik Okumaları” ve 2021 yılında yayımlanmış (müşterek bir çalışma olan) Enver Paşa (Hürriyet, Adalet, Müsâvât)” ve “Azerbaycan Aydınları” isimli araştırma-inceleme dalındaki eserleri ile yayımlanmış birçok makalesi bulunmakta olup değişik dergi ve yayın organlarında belirli aralıklarla da makâle yazmaktadır.

Yazar evli olup, iki evlat ve bir torun sahibidir.

 

DİPNOTLAR:

(1) Harp Akademileri bünyesinde verilmekte olan iki yıl süreli kurmaylık eğitimi YÖK ile Gnkur.Bşk.lığıjnda yapılan protokol gereği “Yönetim, Uluslararası İlişkiler, Kamu Yönetimi ile Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi” bilim dallarında yüksek lisans eğitimine muadil kabul edilmiştir.

(2) Yazarın Hava Harp Akademisi eğitimi esnasında “TSK’da şeffaflık ilkesinin amaç, ilke ve esasları nasıl olmalıdır?” başlıklı tezi hazırlamıştır.

(3) Yazarın (uluslararası ilişkiler, küresel ve bölgesel ilişkiler ve güvenlik, bölgesel ve küresel ekonomi, kriz yönetimi, ulusal güvenlik ve strateji konularında disiplinlerarası bir eğitim niteliğinde olan) 4,5 ay süreli Silahlı Kuvvetler Akademisi eğitimi esnasında “Hava Kuvvetleri Komutanlığının 21’inci Yüzyılda Lojistik Yapılanması Nasıl Olmalıdır?” başlıklı bir tez hazırlanmıştır.

(4) Millî Güvenlik Akademisi eğitimi asker ve sivil orta ve üst düzey yöneticilere verilmekte olan ulusal ve NATO ittifakı ölçeğinde (stratejik seviyede) kriz yönetimi ve harp yönetimi konularında teorik ve uygulama düzeyinde bir eğitimi içeren; ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte politik, askerî, ekonomik ve sosyo-kültürel gelişmeler konusunda müdavimlerine vizyon kazandıran disiplinlerarası bir eğitimdir.

Dr. İrfan Paksoy

Giriş

28 Mayıs 1918 tarihinde bağımsızlığı ilan edilen Azerbaycan Halk Cumhuriyeti (AHC) iki yıl sonra 27.04-10.05.1920 döneminde Kızıl Ordu tarafından işgâl edilir. Ülkenin başkenti Bakü’nün 27-28 Nisan 1920 gecesi işgâli üzerine istifa etmek zorunda kalan millî hükümetin yerine işbaşına gelen Moskova’ya bağ(ım)lı sosyalist hükûmet ve ardılı olan yönetimler ülkede varlığını 1991 yılına dek sürdürür. SSCB’nin dağılmasına paralel olarak Azerbaycan’daki sosyalist yönetim de sonlanır ve bunun ardından kendisini AHC’nin devamı ve vârisi addeden Azerbaycan Cumhuriyeti (AC) ilan edilir.

Sosyalist dönemde ülkedeki millî çizgideki aydınlar her ne kadar 1937 yılında Stalin’in emriyle büyük bir tasfiyeye uğramış ve sonrasında da sürekli yönetimin baskısına maruz kalmışlar ise de ülkedeki aydınların özgürlük özlemi ve çabaları hep süregelmiştir. Bu aydınlardan biri de Azerbaycan’ın âzadlık (özgürlük) ve millî şairi Halil Rıza Ulutürk’tür. Makale kapsamında Halil Rıza Ulutürk, 1992 yılındaki I. Dağlık Karabağ Savaşında şehit düşen oğlu Tebriz Halilbeyli ile I. ve II. Dağlık Karabağ Savaşları hakkında bilgi verilecektir.

Bir Âzadlık Şairi: Halil Rıza Ulutürk

Bağımsızlık mücâdelesi veren milletlerin tarihlerinde yazar ve şairlerin müstesnâ bir yeri vardır. Millî şairler milletlerinin bağımsızlıkları tehlikeye düştüğü zamanlarda daha güçlü bir şekilde ortaya çıkarlar. Şiirleri, yazıları ve konuşmalarıyla geniş halk kitlelerini bilinçlendirmek ve harekete geçirmek konusunda önemli rol oynarlar.

Türk Dünyası’nda zaman zaman canlarını da ortaya koyarak özgürlükleri uğrunda mücâdele eden çok meşhur ve büyük sanatkârlar vardır. Bu sanatkarlardan biri de Azerbaycanlı şair, filoloji profesörü ve emektar sanat insanı Halil Rıza Ulutürk’tür.

Şair 21 Ekim 1932 tarihinde Salyan bölgesinin Pirebbe köyünde doğmuştur. İlk ve ortaöğrenimini doğduğu yerde, yüksek tahsilini de Azerbaycan Devlet Üniversitesinin Filoloji Fakültesinde tamamlamış, lisans üstü eğitimine de Moskova Gorki Edebiyat Enstitüsünde devam etmiştir (1957-1959). Burada Şolohov ve Nazım Hikmet ile tanışmış; onların sanat ve edebiyat anlayışından etkilenmiştir.

Şairin “Kitap” adını taşıyan ve 1948 yılında yayımlanan ilk şiirinde Komünist rejimdeki çarpıklıkları eleştirmiştir. İlk şiir kitabı Gorki Edebiyat Enstitüsüne başladığı yıl (1957) “Bahar Gelir” adıyla yayınlanmıştır.

1980-1990 döneminde Azerbaycan’ın özgürlüğü ve istiklâli uğruna mücâdelesini yaratıcılık ve vatandaşlık amacına çevirmiş görkemli bir halk şairidir. 1988 yılında Azerbaycan millî özgürlük çabaları yoğunlaştığında Şair de kendi toplumsal ve siyasî etkinliğini genişletmiştir.

Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğrunda kalemiyle mücâdele eden Şair, 1960’lı yıllarda Azerbaycan’da enstitülerde ders verdiği sıralarda Azerbaycan Türkçesinin saflığı ve yabancı kelimelerin istilasına uğramaması için gayret göstermiştir. Sovyetlerin dilden başlayarak genel hayata yayılan Ruslaştırma politikasına direnmiş ve bundan dolayı çok kez engellerle karşılaşmıştır. Azerbaycan Devlet Pedagoji Enstitüsü’nden uzaklaştıran Halil Rıza, Azerbaycan Bilimler Akademisi’ne davet edilerek Azerbaycan-Özbek edebî ilişkisini incelemiştir. 1984 yılında “Ömürden Uzun Geceler” adlı kitabı ve yine aynı yıl Sovyet dillerinden tercüme edilmiş şiirlerden oluşan “Kardeşlik Çelengi” adlı kitabı basılan Şaire 1986 yılında da yüksek hizmetlerinden dolayı “Emektar Sanatçı” unvanı verilmiştir.

Seksenli yılların sonlarında Azerbaycan halk istiklâl hareketlerine bilfiil katılmış, bu durum, adının Azerbaycan genelinde duyulmasını sağlamıştır. O yıllarda artan Rusçu siyaseti ve Karabağ’a saldıran Ermeni gruplarını her fırsatta eleştiren Halil Rıza’nın kalbinde 1990 yılında Kızıl Ordu birliklerinin Bakü’de sivil halka yaptığı katliam derin yaralar açmıştır. Azerbaycan Ulusal Hareketinde üst düzeyde görev alan Halil Rıza, Gorbaçov ve destekçilerinin yaptığı katliamları dünyaya duyurmak için çırpınmıştır. Şair “Kanlı Cellat Mihail Sergeyeviç Gorbaçov’a” başlıklı şiiri ile Gorbaçov ve menfur imparatorluğun işlediği korkunç cinâyetleri ve onların mâhiyetini halka göstermiştir. Bunun sonucunda Sözde Azerbaycan SSC Ceza Kanunu gereğince millî husûmeti kızıştırdığı ithamıyla 26 Ocak 1990 tarihinde Sovyet ajanları tarafından göz altına alınarak Moskova’daki Lefortova Zindanına götürülmüş, burada 8 ay 13 gün kalmış, bu zaman zarfında devam eden mahkemesi beraatla sonuçlanınca Bakü’ye getirilerek serbest bırakılmıştır.

Şair, Lefortova Hapishânesinde kaldığı dönemde cesaretini kaybetmemiş, aksine kendisini canlı silah olarak ifade etmiştir. Zindan hayatı, onu sabrının sınırına kadar getirse de sarsılmaz iradesini kıramamış aksine daha da güçlendirmiştir. Tutuklu kaldığı dönemde vatanına bağlılığını, özleyişini ve haksızlıklara karşı duruşunu “Âzadlık Hasreti” başlıklı şiiri ile dile getirmiştir. Şair bu şiirinde ailesine, vatanına, özgürlüğe ve doğduğu topraklardan bir sese nasıl hasret kaldığını, eğer ölürse bedeninin gurbet elde değil vatanına gömülmesini istemiştir. Hapis yattığı dönemde yazmaya ara vermeyen Halil Rıza, “Lefortovo Günlüğü” adıyla 200’den fazla şiir ve mektup kaleme almıştır.

Hapis günlerinde sağlığı bozulduğu için Süleyman Demirel’in girişimiyle 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Haseki Hastanesinde tedavi ve ameliyat olmuş, aynı yıl dünya şiirlerinden tercümelerini “Turan Çelengi” (1992) kitabında toplu hâlde bastırmıştır.

Azerbaycan’a ait Dağlık Karabağ bölgesinde toprak iddiası olan Ermenistan ile Azerbaycan silahlı güçleri arasında 1988 yılından beri devam etmekte olan düşük yoğunluklu çatışmalar 1991 sonunda artma eğilimi içine girer. Bu süreçte Halil Rıza’nın yegâne oğlu olan Tebriz Halilbeyli gönüllü olarak bu savaşa katılır ve 31 Ocak 1992 tarihinde şehit olur.

22 Haziran 1994 tarihinde vefat eden Halil Rıza, Bakü Fahrî Hıyâbanına[1] defnolunur. Mezarı yanında heykeli bulunmaktadır. Azerbaycan halkının millî mücâdele hareketine verdiği özel hizmetleri nedeniyle, ölümünden sonra, İstiklâl Nişanı ile taltif edilmiştir.

Ölümünden sonra, eşi Firengiz Hanım, Halil Rıza’nın şiirlerini, günlüklerini ve tercüme eserlerini düzenleyerek kitap hâlinde Halil Rıza Ulutürk imzası ile bastırmıştır.

Bahtiyar Vahapzâde Onun hakkında düşüncelerini şu sözlerle özlü bir şekilde dile getirmiştir:

“Eğer benden sorsalar: ‘Halil Rıza Ulutürk senin için kimdir?’, Ben sadece bir cümle ile ‘Edebiyatımızın istiklâl mücahididir’ diyebilirim. Hail sadece kalemi ile değil, emelî (ülküsel) faaliyeti ile de vatanımızın istiklâline hizmet göstermiştir. Bunlarla da yetinmeyen Şair, öz oğlunu da bu yolda kurban vermekten çekinmedi. Bir sözle, Halil bu vatan için ne gerekirse, onu yaptı. … Halil’in ülküleri, hareket ve inanç bütünlüğü onun şahsiyet bütünlüğünün temel taşıdır. Bu ise onun şahsiyeti ve ülküleri karşısında secdeye layıktır.”

Halil Rıza’nın eserleri Bahar Gelir (1957), Seven Gözler (1959), Mehebbet Destanı (1961), Güneşim (1963), Gollarını Geniş Aç (1965), Krasnodon Kartalları (1967), Yeni Zirvelere (1971), Doğmalık (1977), Taparam Seni (1980), Maksud Şeyhzâdenin Bediî Yaradıcılığı (1981), Marallar Da Duz Yeyermiş (1981), Ömürden Uzun Geceler (1982), Hara Gedir Bu Dünya (1983), Menden Başlanır Veten (1988) şeklindedir.

I. Dağlık Karabağ Savaşı

I. Dağlık Karabağ Savaşı, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (SSC)’ne bağlı Dağlık Karabağ Özerk Bölgesinin Ermenistan SSC’ye bağlanmasını isteyen Ermeniler ile bunu kabul etmeyen Azerbaycanlılar arasında düşük yoğunluklu olarak başlayan ve SSCB’nin dağılmasından sonra yüksek yoğunluklu bir çatışmaya dönüşen Şubat 1988-Mayıs 1994 tarihleri arasında gerçekleşmiş bir savaştır.

1980’li yılların sonuna doğru SSCB’nin dağılmaya yüz tuttuğu süreçte Karabağ’da yaşayan etnik Ermeniler, ayrılıkçı bir hareket başlatırlar. 1991 yılında Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlıklarını ilan ettiklerinde, bu ayrılıkçı hareket Ermenistan ve Rusya’dan destek görerek güç kazanır. Bu savaşın 1992 yılında yaşanan yüksek yoğunluklu evresinde Dağlık Karabağ bölgesinde Ermeni silahlı unsurlar tarafından Sumqayıt Pogromu (Şubat 1988) [2], Kirovabad Pogromu (Kasım 1988) gibi pogromlar ile Hocalı Katliamı (25.02.1992), Malıbeyli Katliamı (Şubat 1992), Kuşçular Katliamı (Şubat 1992) ve Maragha Katliamı (Nisan 1992) yapılmıştır.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden (1991) hemen sonra Ermenistan’ın ve Rusya’nın da desteğini alan Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermeniler sayı ve silah bakımından üstün kuvvetlerle bölgedeki Müslüman Türk yerleşim merkezlerine saldırarak 1991’de Hankenti’ni, 1992’de Şuşa ve Hocalı’yı işgâl eder. Daha sonra Laçin, Hocavend, Kelbecer ve Ağdere’yi de ele geçiren Ermeniler, 1993 yılında da Ağdam’a girer. Ağdam’ı, Cebrayıl, Fuzuli, Kubadlı ve Zengilan illerinin işgâli izler. Ermeniler bu süreçte Azerbaycan Türklerine karşı ağır katliamlar yapmış, Azerbaycan topraklarının %20’sini işgâl etmiş, 1 milyona yakın Azerbaycanlı da yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kalmış, sonunda 1994 yılında imzalanan Bişkek Ateşkes Anlaşması ile Karabağ bölgesindeki silahlı çatışmalara son verilmiştir. Bu savaşın faturası Azerbaycan’a çok ağır mâl olmuş, savaş nedeniyle 30.000 civarında Azerbaycanlı hayatını kaybetmiş, sadece, Ermenilerin 1992 yılında yaptığı Hocalı katliamında çok canice ve vahşi şekillerde 613 kişi öldürülmüş, 487 kişi de sakat bırakılmış, savaş nedeniyle Azerbaycan 22 milyar dolar civarında maddî zarara uğramıştır.

Şehit Tebriz Halilbeyli

Azerbaycan özgürlük şairi ve millî şairi Halil Rıza Ulutürk’ün oğlu olan Tebriz Halilbeyli 12 Şubat 1964 tarihinde Bakü’de doğmuş, 1981 yılında Bakü’deki Mikail Müşfik Lisesinden mezun olmuş, 1982 yılında Azerbaycan Devlet Sanat Enstitüsü’ne başlamış, eğitimine devam ederken, Cafer Cabbarlı Film Stüdyosunda “Azerbaycan Filmi” için çalışmaktaydı.

1991 yılı itibariyle evli, Türkay ve Gültac isimli iki kız evlat babası olan Tebriz, Dağlık Karabağ bölgesinde çatışmaların artması üzerine aynı yılın güz başında gönüllü olarak Azerbaycan Ordusuna dâhil olup savaşmak üzere cepheye gitmeye karar verir.  Bu kararını annesi ile de paylaşırken ona “Ana! Ben Ermenilere karşı savaşmak üzere gönüllü olarak Karabağ Cephesine gideceğim” dediğinde annesi de oğlu Tebriz’e “Fikrimi sormana gerek yok, iki kızın var” diyerek oğlunun bu sorusuna cesurca cevap vererek onun bu kararını olumlar. Tebriz de annesine “Evet. Ben de zaten onların esenliği için cepheye gidiyorum.” der. Bunun ardından Savunma Bakanlığının ilgili birimi nezdinde cephede savaşmak üzere yaptığı müracaatı kabul edilir. Ardından Ekim ayı başında asker üniformasını giyerek geldiği baba ocağında “Baba! Bana hayır dua et, ben [cepheye] gider oldum [gidiyorum]” der, baba Halil Rıza da “Uğur[lar] olsun oğlum!” der, Tebriz anne ve babası ile helâlleşerek baba ocağından ayrılır ve Dağlık Karabağ Cephesine gider.

Tebriz, Dağlık Karabağ Cephesinde görev yaparken zaman zaman kısa süreli de olsa ailesini ziyarete gelir. Tebriz’in ailesini son ziyaretine ilişkin eşi Sevinç hanımefendinin hâtırâsı şu şekildedir:

“Onu [Tebriz’i] yanımızda olduğunda doyasıya sevememiştim. Onu mektuplarda sevdim. Bir ziyaretinde bana ‘Belki de sonuncu gelişimdir. Karabağ’daki durum çok kritik hâle gelmiştir’ deyince ben de ona cephede bu kadar görev yapmasının yeterli olduğunu belirtip artık cepheye gitmemesini teklif edince bana ‘Orada bana Halil [Rıza Ulutürk]’in oğlu olduğum için pek çok askerin güvendiğini ve inandığını bilmiyorsun. Ben onlara lazımım.’ şeklinde cevap verince ben de artık bir şey diyemedim.”

Tebriz, Karabağ Cephesinde katıldığı muharebelerde kahramanca görev yapmış, çok sayıda düşman silahlı unsurunu öldürmüş, nice silah arkadaşını da canı pahasına ateş altında tahliye etmiştir. Ocak 1992 ayı sonunda Dağlık Karabağ’ın Khromort ve Nahçıvanik köyleri civarında gerçekleşen askerî harekât Tebriz’in katıldığı son harekât olmuş ve burada kahramanca çarpışırken 31 Ocak günü şehit olmuş, sonrasında aziz naaşı Bakü’deki Fahrî Hıyaban’a (şehitliğe) defnedilmiştir. Bakü ve Salyan’daki caddelerden biri de onun adını taşımaktadır.

Katıldığı muharebelerdeki gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle Azerbaycan İçişleri Bakanlığı tarafından gıyabında “Bozkurt Ödülü” ile onurlandırılan Şehit Tebriz Halilbeyli aynı yılın 8 Ekim’inde de Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın 264 sayılı Kararnamesiyle de gıyâbında “Azerbaycan’ın Millî Kahramanı” unvanı ile onurlandırılmış, Hazar Denizinde de Azerbaycan’a ait bir yük gemisine onun adı verilmiştir. Şehit Tebriz Halilbeyli’nin hayatını konu alan Azerbaycan yapımı filmin 20 Şubat 2020 tarihinde yapılan galasına şehidin eşi, seksen yedi yaşındaki annesi Firengiz Hanım, Eşi Sevinç Hanım, kızları Türkay ve Sevinç Hanımlar ile I. Karabağ Muharebesine katılmış çok sayıdaki gazi silah arkadaşı da katılır.

Babası Halil Rıza Ulutürk, oğlunun şehâdet haberini aldıktan sonra bu evlat acısına rağmen metânetini korumuş ve bu haberi eşi Firengiz Hanım’a iletirken ona “Gözün aydın Firengiz, oğlumuz vatan yolunda şehit oldu” demiştir.

Şair, şehit oğlunun anısına bir dizi şiir ithaf etmiştir. “Ağıt”, “Bacım Arife’nin Okşamaları”, “Azerbaycan’ın Millî Kahramanı” gibi şiirlerini oğlu Tebriz Halilbeyli’ye hasretmiştir.

Beş kıtanın hükümdarı benim, başımda tacımdır o.
Boynuma bir gökkuşağı attı Tebriz Halilbeyli.
Kara bıyıkları kırbaç gibi... enli ve uzun boylu.
Gönüllüydü... Ön cephede varıp gitti uça-uça.
Biri bu dünyadan göçecek, biri yaşlı kalacak.
28 yaşına geldi meğerse Tebriz Halilbeyli
Çantasında ateş cevheri, üç-dört soğan, tuz ile çörek.
Poğaca koyduk... doğum gününü taş bir siperde geçirecek.
Göğüs cebinde iki resim – Türkay, Gültac – bir çift melek

Şehit oğlunun acısını içine gömen acılı baba Halil Rıza, oğlunun Şehitler Hıyâbanı’na defnedilmesinden sonra 22 Haziran 1994 yılında vefat edene dek yaklaşık iki buçuk yıl boyunca her gün Hıyâban’a giderek oğlunu ziyaret eder.

II. Dağlık Karabağ Savaşı

Ermenistan silahlı güçlerinin 11 Temmuz 2020 tarihinde Azerbaycan’a ait (Gence’nin kuzeybatısında ve sınıra mücavir) Tovuz’a saldırması üzerine başlayan düşük yoğunluklu çatışmalar 20 Eylül 2020 tarihinde iki ülke arasında Dağlık Karabağ merkezli bir savaşa dönüşmüştür.

Yüksek yoğunluklu evresi 1992 yılında gerçekleşen I. Karabağ Savaşında kaybedilen Dağlık Karabağ bölgesindeki vatan topraklarını geri almak üzere 20 Eylül 2020 tarihinde Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenistan ordusu ve Ermenistan uydusu sözde Dağlık Karabağ Yönetimi arasında 2020 Dağlık Karabağ Muharebesi, İkinci Karabağ Muharebesi, Demir Yumruk Harekâtı ya da Vatan Muharebesi gibi isimlerle anılan harekât-harp/savaş hâli başlamıştır. Devam eden askerî harekatta (muharebelerde) Azerbaycan birlikleri tarafından birçok vilayetin kurtarılmasıyla 1992 yılından beri işgâl altındaki Dağlık Karabağ bölgesi önemli ölçüde Ermeni işgâlinden kurtarılmıştır.

Dağlık Karabağ’ın ikinci en büyük şehri Şuşa’nın 8 Kasım’da Azerbaycan’ın kontrolüne geçmesi ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın da yenilgiyi kabul ederek ateşkes istemesi üzerine 9 Kasım 2020 tarihinde, Rusya Devlet Başkanı Putin’in arabuluculuğu ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan başbakanı Paşinyan tarafından Ateşkes Antlaşması imzalanarak Dağlık Karabağ bölgesindeki tüm silahlı çatışmalara 10 Kasım 2020 tarihinde Moskova saati ile 00.00 itibarıyla son verilmiştir.

Azerbaycan Cumhuriyeti, zafer günü olan 10 Kasım’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün vefat ve (Türkiye’de) anma günü olması nedeniyle bu duruma olan saygının bir ifadesi olarak Karabağ Zaferi’nin tarihini ve kutlamalarını 8 Kasım olarak değiştirmiştir.

Sonuç

Azerbaycan’ın âzadlık ve millî şairi altmış bir yıllık ömrünün son iki yılı hâriç ülkesinin boyunduruğunda yaşadığı Moskova kuklası sosyalist yönetim döneminde hapisler de dâhil her türlü baskı, zorluk ve zulme rağmen Azerbaycan halkının âzadlık özlemini fikirlerinde ve şiirlerinde cesur bir şekilde dile getirmiştir. Ömrünün sonlarına doğru meydana younluğu artıran I. Dağlık Karabağ Savaşı üzerine oğlu Tebriz Halibeyli gönüllü olarak bu cepheye gider, kahramanca çarpışır, parlak başarılara imza atar ve kahramanca da şehit olur. Oğlunun şehâdetinden onur addeden Halil Rıza Ulutürk bu kutlu haberi eşi Firengiz Hanıma da bir müjde olarak aktarır. Bozkurt Ödülü ve Azerbaycan Millî Kahramanı unvanına layık görülen Tebriz Halilbeyli’nin şehâdetinden 28 yıl sonra da gerçekleşen II. Karabağ Savaşı’nda, I. Karabağ Savaşı sonucu Ermenilerin işgâline mâruz kalmış vatan topraklarının büyük bir kısmı işgâlden kurtarılır.

“Gazi onurlanmış, şehit de nurlanmış kişidir” şeklinde bir özdeyişimiz vardır. Destansı bir hayat süren Azerbaycan’ın âzadlık ve millî şairi Halil Rıza Ulutürk’e de şehâdetle nurlanan ve Azerbaycan’ın Millî Kahramanı ilan edilen oğlu Tebriz Halilbeyli’ye de saygı ve rahmet olsun.

 

NOTLAR:

[1] Fahrî Hıyâban; Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de konuşlu devlet büyükleri, üst düzey önemli zevatın ve kimi şehitlerin gömülü olduğu ulusal nitelikli anıtsal mezarlık.

[2] Pogrom: Dinsel, etnik veya siyasi nedenlerle bir gruba karşı yapılan şiddet hareketleridir. Bu şiddet hareketleri genellikle evleri, iş yerlerini veya ibadet yerlerini tahrip etmek, insanları dövmek, yaralamak, tecavüz etmek veya öldürmekten oluşur. 

 

KAYNAKLAR:

---; “Halil Rıza Ulutürk”, https://www.ayarsiz.net/halil-riza-uluturk/ , Erişim Tarihi: 15.03.2021.

---; “Halil Rıza Ulutürk”, https://www.biyografya.com/biyografi/11631 , Erişim Tarihi: 10.03.2020.

---; International Scientific Conference of Young Researchers, 29-30.04.2016, Qafqaz University, Bakü 2016, ss. 1039-1040, https://www.academia.edu/36669602/azerbaycan_milli_istiklal_%C5%9Fairi_halil_riza_%20ulut%C3%BCrk , Erişim Tarihi: 10.10.2020.

---; Karabağ Zaferi: Kafkasya’da Yeni Dengelerden Türk ve İslam Dünyasında Yeni İşbirliği Modeline, Sayı 8, Aralık 2020.

Asker, Mahire; “Halil Rıza Ulutürk’ün Hayatı ve Şiirleri Üzerine Bir İnceleme”, Yüksek Lisans Tezi, Karabük Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Karabük 2021.

Makas, Zeynelabidin; Çağdaş Azerbaycan Şiiri Antolojisi, Kültür Bakanlığı, Kültür Bakanlığı yayını, Ankara 1992.

Paksoy, İrfan; “Âzadlığın Gür Sesi: Halil Rıza Ulutürk”,  http://www.dibace.net/irfan-paksoy/azadligin-gur-sesi-halil-riza-uluturk/ , 18.06.2021.

Paksoy, İrfan; Azerbaycan Aydınları, Alka Yayınevi, Trabzon 2021.

Kurban, Emre; “Millî Edebiyat Akımı’nın Azerbaycanlı Şair Ahmed Cevad Şiiri Üzerine Etkisi”, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiyat Araştırmaları Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019.

Tan, Nail; “Azerbaycan’ın Millî Şairi Ahmed Cavad 120 Yaşında”, Türk Dili Dergisi, C. 3, S. 79, Eylül 2012.

Vahapzâde, Bahtiyar; “İstiğlal Şairi (Helil Rıza Ulutürk)”, Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi S. 31. 2011.

Yaman, Zeynel; “Son dakika haberi: Karabağ’ın yeni haritası ortaya çıktı! İki devlet tek zafer; Türkiye ve Azerbaycan’da sevinç gözyaşları...”, https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/11/12/son-dakika-haberi-karabagin-yeni-haritasi-ortaya-cikti-iki-devlet-tek-zafer-turkiye-ve-azerbaycanda-sevinc-gozyaslari , Erişim Tarihi: 20.12. 2021.